Yaklaşık bir haftadır Antalya’da devlet memurları ve siyaset üzerinden bir tartışma yürüyor.
Tartışma dediysem yanlış anlamayın. Seviyeli ve sonuç odaklı bir süreç değil.
Tam tersine, itibarsızlaştırma, başat Antalya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere kişileri ve kurumları itibarsızlaştırmayı, bunun üzerinden rant devşirmeyi gözeten bir yaklaşım var karşımızda.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde görevli bir müdürün, CHP eski il ve ilçe başkan ve yönetimlerinin istifa açıklamasında bulunması üzerinden, bir avuç suda koparılan fırtınadan bahsediyorum.
Önce olayın hukuki tarafından bakalım:
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Esas Numarası: 2021/488
Karar Numarası: 2021/593
Karar Tarihi: 09/12/2021
Konya Bölge İdare Mahkemesi, bugün bir kaşık suda fırtına koparanlar ile aynı konuda açılan davada, “Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı anlaşıldığından” diyerek Konyaaltı Kaymakamlığının, Konyaaltı Belediyesi’nde memur Ramazan Gökoğlu hakkında soruşturma izni verilmemesine dair yapılan itirazın bilgileridir yukarıda yazdıklarım.
Dileyenler bana ulaşırsa, belgesini de yollarım.
Yani Konya BAM (Bölge Adliye Mahkemesi) diyor ki; “bu eylemlerde soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte değildir.”
Anla(ya)mayacaklar için özetleyeyim:
Bir devlet memurunun siyaset yaptığına bu anlattıklarınız yeterli değildir.
Şimdi de yukarıdaki davada adı geçen Ramazan Gökoğlu’nun devlet memuru ve siyaset üzerine kaleme aldığı metne bir göz atalım. (Biraz uzun gelebilir ama lütfen sabırla okuyun)
“Devlet Memurlarının Siyasi Hakları ve 657 Sayılı Kanun Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
Son yıllarda kamu görevlilerinin siyasi parti mitinglerine katılması, parti kongrelerinde bulunması, parti binalarını ziyaret etmesi veya sosyal medyada siyasi görüşlerini açıklaması nedeniyle sıkça “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. maddesi ihlal edildi” şeklinde yorumlar ve şikâyetlerle karşılaşılmaktadır. Oysa konu, yalnızca tek bir maddeye bakılarak değerlendirilemeyecek kadar kapsamlıdır.
Öncelikle unutulmamalıdır ki devlet memurları da Anayasa’nın güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerden yararlanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Kamu görevlisi olmak, kişiyi vatandaş olmaktan çıkarmaz.
Mitinge katılmak
Bir devlet memurunun seçmen sıfatıyla bir siyasi partinin mitingine katılması, konuşmaları dinlemesi ve seçim sürecini takip etmesi tek başına 657 sayılı Kanun’un ihlali anlamına gelmez.
Mitingler, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biridir. Seçmenlerin siyasi partileri dinlemesi, programlarını takip etmesi ve kanaat oluşturması demokratik hayatın doğal bir sonucudur.
Parti kongresine katılmak
Bir siyasi partinin kongresine katılmak da tek başına disiplin suçu olarak değerlendirilemez.
Özellikle geçmişte aynı siyasi çevrede bulunmuş kişilerin eski arkadaşlarıyla bir araya gelmesi, kongreyi izlemesi veya sohbet etmesi demokratik sosyal hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilmelidir.
Parti binasını ziyaret etmek
Bir siyasi partinin il veya ilçe başkanlığını ziyaret etmek de tek başına hukuka aykırı bir fiil değildir.
Nasıl ki insanlar bir derneği, vakfı, meslek odasını veya sivil toplum kuruluşunu ziyaret ederek tanıdıklarıyla görüşebiliyor, çay içebiliyor ya da sohbet edebiliyorsa; siyasi parti binaları da demokratik hayatın meşru kurumlarıdır. Bir parti binasına giderek tanıdıklarıyla görüşmek, eski arkadaşlarını ziyaret etmek veya siyasi gündem üzerine sohbet etmek, tek başına 657 sayılı Kanun’un ihlali anlamına gelmez.
Sosyal medyada görüş açıklamak
Anayasa’nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına almaktadır.
Devlet memurları da bu anayasal hakkın sahibidir. Siyasi konular hakkında görüş açıklamaları veya güncel gelişmelere ilişkin düşüncelerini ifade etmeleri, tek başına disiplin suçu oluşturduğu anlamına gelmez.
Sonuç
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, devlet memurlarını siyasi haklarından tamamen mahrum bırakan bir kanun değildir. Devlet memurları hem kamu görevlisi hem de anayasal haklara sahip vatandaşlardır.
Bu nedenle bir memurun mitinge katılması, parti kongresini izlemesi, parti binasını ziyaret etmesi veya anayasal çerçevede siyasi görüşlerini açıklaması, yalnızca bu sebeplerle otomatik olarak “657’nin 7. maddesi ihlal edildi” sonucunu doğurmaz.
Hukuk; önyargılarla, fotoğraflarla veya varsayımlarla değil, somut olay ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapar. Devlet memurlarının anayasal haklarını kullanmalarını, hiçbir somut hukuki gerekçe olmaksızın disiplin ihlali gibi göstermeye çalışmak, hem hukuki gerçeklikle hem de demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.”
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde bir memur üzerinden bir kaşık suda fırtına koparanların anlamayacağını biliyorum ama sizler için aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum bu metnin.
Bu kadar teknik açıklama yeter.
Arık gelin, konunun özünü konuşalım ve siyasi aparatçık ve asalakları teşhir edelim.
Yaklaşık 20 yıldır bir cümle duyuyoruz: “Artık Türkiye eski Türkiye değil!”
İktidar bu cümleyi Cumhuriyeti, devrimlerini, kazanımlarını yok etmek için kullandı. Kimisi Cumhuriyete ‘reklam arası’ dedi. Kimisi Kurtuluş Savaşı’na ‘neyden kurtulmuşuz’ deme cüretini gösterdi. Hepsinin ortak paydası, Cumhuriyet ve kazanımlarına karşı yürütülen karşı devrimin parçaları olmalarıydı.
Bunların bir de yerelde aparatçıkları vardı. ‘Reklam arası’ ya da ‘neyden kurtulmuşuz’ diyenlerin en azından ideolojik sayacağımız bir düzeyleri ve konumları vardı.
Ama bugün devlet memurluğu ve siyaset üzerinden gürültü koparmaya çalışan herkesin derdi, köpekbalığının sırtında gezen asalaklar gibi ne koparabilirlerse varlıklarını devam ettirmekti. Bu yüzden de sahiplerine, “bek en iyi tevziratı ben yapıyorum” yarışına girmiş durumdalar.
Üstelik bunu yaparken de “muktedir biziz, bize bir şey olmaz” diyerek cezasızlık psikolojisi ile ahkam kesiyorlardı. Ve bu aparat ve asalakların basında da karşılıkları ne yazık ki vardı.
Ama, bir zamanlar onların çok sevdikleri cümle ile “Türkiye artık eski Türkiye değil.” Onların aparatçık ve asalaklık devri bitiyor. Çünkü onları besleyen ağa babalarının devri bitiyor.
Bunlar için sadece şu söylenebilir:
Bu Türkiye sizin alıştığınız ve apartçık ve asalak olarak yaşayabileceğiniz Türkiye değil!