Hafta sonunda Antalya Barosu'nun genel kurulunu izledim. Baro yönetimi için üç liste kıyasıya yarıştı. Kongre öncesi ve sonrası süreçte üç başkan adayının birbirleri hakkında kötü söz söylediğine, hakaret içeren eleştirilere yer verdiğine tanık olmadık. Kendilerini, projelerini anlattıkları toplantılarda son derece seviyeli, saygın konuşmalar yaptılar; rakiplerini eleştirdikleri noktalarda üslup ölçülerini aşmamaya özen gösterdiler. Üç adaydan biri kazanacaktı, öyle oldu; sonuçta kaybedenler kazananı tebrik etti, el ele vererek resim verdiler; Baro'daki birlik beraberliğin seçim kazanıp kaybetmekten daha önemli olduğuna bizi ikna ettiler.

GENEL KURUL SANMIŞTIK

ATSO Kongresini gazetemiz adına ben izlemiştim. Orada tersi bir durum vardı. Ortada bir yarış değil, bir savaş vardı. ATSO'da seçim sürecinde bu tür "savaş"lar yapılır, seçim bitince her şey geride kalır, diye düşündük. Ahmet Öztürk'ün haftaya kalmadan üyeliğinin düşürülmesi yanıldığımızı, ATSO'ya ilişkin duygularımızın iyi niyet olmaktan öte bir anlam taşımadığını gösterdi. ATSO Başkanı Davut Çetin'i on ikiden vurduğu düşünülen "300 bin liralık makam odası" haberleri , bizimkinin iyi niyet değil, saflık olduğunu gösterdi.

RÖVANŞ MI ALINDI?

ATSO Meclisinde 300 bin liralık oda değişikliği tartışması gündeme gelince bir arkadaşım, "Ali Bahar yanlıları, rövanşı" aldı, dedi. "Nasıl?" dedim. "Seçim öncesinde 'Ali Bahar zimmetine para geçirmiş' söylentileri çıkarıp, Bahar'ı yıpratmaya çalışmışlardı. Şimdi de karşı taraf Davut Çetin'i 300 binlik makam odası harcaması söylemiyle yıpratıyorlar" dedi arkadaşım.

BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ

Beş yıldır ayda bir ATSO meclisini izleyen biri olarak dün yapılan tartışmaya benzer bir tartışma, dün yaşanan gerilime benzer bir gerilim görmedim. Başkan Çetin, harcanacak miktarın 300 değil 218 bin TL olduğunu söyledi. Benim gibi alt gelir grubundan biri için 218 bin lira küçümsenerek telaffuz edilecek bir miktar değil. Tuvaletlerine 200 bin lira harcanan ATSO'da başkan odası için harcanacak 218 bin liranın küçük mü büyük mü bir meblağ teşkil ettiği kararını vermek bizim "uzmanlığımızı" aşan bir konu olsa da. 218 bin liranın düşük bir meblağ teşkil ettiğini düşünsek bile, bu, Davut Çetin adının en azından bir dönem için, "300 bin liralık makam odası" ifadeleriyle yan yana geleceği gerçeğini dışlamaz.

YIPRANMA TEK TARAFLI MI?

ATSO'da Fenerbahçe - Galatasaray taraftarları benzeri "taraftar" gruplarının oluştuğunu, bu duruma son verilmesi gerektiğini hatırlatan Meclis üyesi Adnan Kaya'nın uyarısı fazla ilgi görmedi. ATSO'da asıl sorun belki de buydu. ATSO'ya değer ya da imaj, ne derseniz deyin, onu kaybettirecek şey taraftarlık temelinde yükselen bu gruplaşma olsa gerekir. Bu gruplaşma ATSO'yu ve başkanı Davut Çetin'i yıpratıyor. Sadece Çetin'i değil, Ali Bahar'ı da yıpratıyor. Bahar'ı, seçim kaybetmesini hazmedemeyen, intikam peşinde koşan biri konumuna itiyor. Bu yıpratma - yıpranma konularının ucu, aynı soyadı taşıyan meclis üyelerinin tartışmalara, hesaplaşmalara müdahil olması ölçüsünde ATSO eski başkanı - CHP Milletvekili Çetin Osman Budak'a da uzanabiliyor. Peki, bu tartışmanın bir kazananı yok mu? Eh, onu da artık "taraftar grupları" düşünsün.