Harun Tekin, Sezen Aksu, Tarkan, Rakel Dink ve bugün aramızda olmayan Adalet Ağaoğlu, Ara Güler, Yaşar Kemal gibi isimlerin ilk imzacıları arasında yer aldığı tanınmış aydın ve sanatçılar iklim değişikliğine karşı bir manifasto yayınlayarak, bu büyük tehdide karşı toplumsal bilinci yükseltmek amacıyla bir araya gelip harekete geçmişlerdi. Ardından aynı amaçla, İstanbul Politikalar Merkezi–Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi ve Açık Radyo’nun birlikte düzenledikleri “İklim Değişikliği Tehdidine Karşı İstanbul Manifestosu” başlıklı sunum ve toplantı yapıldı. Ayrıca, çevre ve ekolojiden insan hakları aktivistlerine, inanç temsilcilerinden demokrasi kuruluşlarına, sanat kurumlarından sağlık örgütlerine, kadın hakları kuruluşlarından çocuk hakları temsilcilerine, gençlik hareketlerinden meslek örgütlerine sivil toplumun geniş bir yelpazesi manifestoya destek verdi, veriyor. "Change.org" sosyal paylaşım sitesinde 12 bin 195 kişinin imzalayarak destek verdiği manifestoda dikkat çekilen konuların güncelliği artarak devam etmekte. İklim değişikliği tehlikelerin altı çizilerek aralıksız gündemde tutulması gerekiyor. Manifestoda, "Vicdanı olan tüm yurttaşlarımızı, elde hâlâ çözüm imkânı varken, gezegeni kurtarma seferberliğinde kendi payına düşeni yapmaya, bu büyük sorumluluğu paylaşmaya çağırıyoruz" deniyor. Bu sorumluluğu bir ölçüde de olsa yenine getirmek adına “İklim Değişikliği Tehdidine Karşı İstanbul Manifestosu”nu aşağıya aktarıyorum:
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEHDİDİNE KARŞI İSTANBUL MANİFESTOSU
"İklim değişiyor. Her yerde ve elbette Türkiye’de de: Batı’da ve Doğu’da kavurucu orman yangınları, Karadeniz’de ve Akdeniz’de ani seller, Güneydoğu’da sinsi kuraklık, tüm ülkede azalan yeraltı suları... Bunların hiçbiri birer rastlantı ya da “münferit vaka” değil. İklim değişiyor ve bu, ekmeğimizden suyumuza hayatımızın her yönünü, her anını derinlemesine etkiliyor. Doğanın amansızca yağmalanması yüzünden Mezopotamya’da, Avrupa’da, Orta Amerika’da birçok kadim uygarlık yeryüzünden silinip süpürüldü. Eğer şimdi harekete geçmez, doğaya bakışımızı değiştirmezsek, bizim de çocuklarımıza bırakacağımız bir uygarlık olmayacak. Onlara kazanmaları neredeyse imkânsız bir var olma mücadelesi, mutlak bir çaresizlik bırakacağız. Evrensel ahlâk ilkelerini ayaklar altına almış, kısa vadeli çıkarlarımızı hayatlarının önüne geçirmiş olacağız. İklim değişiyor; çözümlerimiz ve vaktimiz varken harekete geçmemeyi vicdan kabul etmez. Bizler, sıradan insanlar olarak, doğaya bakış açımızı ve önü alınmaz bencilliğimizi değiştirme zamanının geldiğini düşünüyoruz. Artık doğayla barışma zamanının geldiğini! Bu değişimi gerçekleştirebilecek gücün, hepimizin yüreğinde olduğunu biliyoruz. Ve şunu da biliyoruz: Şimdi başaramazsak, her şey bitecek. Oyun bitecek. Barış, sonsuz bir hayal olarak kalacak. Karşımızda, yeni ve farklı bir “düşman” var çünkü – Hayatta yaptığımız başka her şeyi anlamsız kılmaya yetecek büyüklükte bir belâ. İklim değişiyor ve sosyal adaletsizliği kat be kat artırıp derinleştiriyor. Toprağın sağlığı ve suyun saflığı, yeryüzü toplumlarının ayakta kalıp kalamayacağını gösterecek olan son ölçüler artık... Gezegen sürekli uyarıyor. Ama gözler kör, kulaklar sağır kalmaya devam ederse, kibir denen şeyin ne büyük bir felaket olduğunu yakında hepimiz öğreneceğiz... İşte onun için, vicdanı olan tüm yurttaşlarımızı, elde hâlâ çözüm imkânı varken, gezegeni kurtarma seferberliğinde kendi payına düşeni yapmaya, bu büyük sorumluluğu paylaşmaya çağırıyoruz. İklim daha fazla değişmeden biz değişelim, çözümün parçası olalım."