Ülkemizde belediye başkanlarını imar ustası, ruhsat duayeni, beton dökme profesörü olarak biliriz. Türkiye’nin gerçeklerinin de etkisi ile kaçak yapılaşmanın formülünü de bulurlar, 1. Derecede SİT alanına beton dökmenin formülünü de üretirler, altyapısı olmayan yerlere 15 katlı bina ruhsatı da verirler.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Antalya merkezde, havalimanının Aksu tarafındaki Altıntaş Mahallesi’nde inşaatlar son sürat devam ediyor. Henüz altyapı gitmeyen, kanalizasyonu yapılmayan yere ultra lüks yapılan inşa ediliyor. Binaların yapımı tamamlanıp sakinler sifonu çekene kadar da kimse bu durumun farkına varmayacak. Ortalığı kaplayacak kokunun ardından bina ile birlikte altyapı yapılması gerektiği gerçeğini fark edeceğiz.

Çünkü ülkemizde değişmeyen bir gerçek vardır; Rantın karşısında hiçbir güç duramaz.

Genel kanı böyle olsa da Büyükşehir Belediyesi’nin Ocak ayı meclis toplantısında ezber bozan bir tabloya şahitlik ettim. Bir belediye başkanı çıktı ve küçük otellerin konuta dönüşmesinin engellenmesi için Büyükşehir meclisinden destek istedi.

Belediye başkanları imar için yırtınıp spor kulüplerine gereken yardımı toplarken, Adem Murat Yücel’in bu çıkışı çok yadırgandı. “İçme suyu, drenaj, elektrik, sosyal tesislerin sıkıntılarını birlikte yaşıyoruz. Şehrin altyapısı tıkandı ve artık yetişemiyoruz” diyen Yücel, “Demografik yapının bozulmaması için şehrimizdeki otellerin ve apart otellerin yıkılmasına karşıyız. 3-5 kişi para kazanacak, olduğumuz yerden bakacağız. Bu dönem gelip geçici. Diğer zamanda tekrar turizmi arayacak oluruz. Şu an 54 bin yabancı ikamet alıp şehirde yaşıyor. Biz daha fazla göç alınması taraftarı değiliz. Bu kararın ilgili komisyona iade edilip tekrar değerlendirilmesini istiyorum” diyerek adeta yardım istedi.

Son 2 yılda 80 otelin yıkılarak konuta dönüştüğünü belirten Yücel, Alanya’nın göçe doyduğunu ve altyapının kilitlenme noktasında olduğunu belirtti.

Adem Murat Yücel’in istediği yardımda, demografik yapının bozulması riski önemli bir başlık olarak duruyor. Yabancı göçün artarak devam etmesinden duyduğu rahatsızlık sözlerine de yansıyor. Yapılacak her konutun beraberinde altyapı ihtiyaçlarını da getireceği bilinci var.

Ancak bir belediye başkanının şehrinde konut istememesi ve bunun için de Büyükşehir meclisinden yardım istemesine ilk kez şahit oldum. Belediyelerde rantın büyük bölümü imar tadilatlarında dönerken ve başkanlar imar konularında vatandaşa çok yardımcı olurken, bir belediye başkanının tüm kapıları kapatacak türden karar aldırmak için yardım talebinde bulunması günümüz Türkiye’nin gerçeklerine pek uymuyor.

Aslında Adem Murat Yücel ezbere bozan bir adım attı. Hiçbir gücün duramadığı rantın karşısında yasal yollarla direnmenin formülünü aradı. İmar Komisyonu’nda görüşülecek konu tekrar meclis gündemine gelecek.

Konu gerçekten ilginç ve sonucu merak edilecek cinsten. Bir belediye başkanı, rantı büyük bir uygulamayı elinin tersi ile itip kentin geleceğini ve demografik yapısını korumak için yasal dayanak arıyor.

Bakalım Büyükşehir meclisinden nasıl bir karar çıkacak?