ABD, 19 yılda ülkemizde ve bölgemizde bir hayli güç kazandı! ABD kimi zaman Türkiye’yi kimi zaman Katar’ı kimi zaman Suudi Arabistan’ı projelerinde kullandı. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın kurduğu siyasi partiler başa getirilerek BOP ve Arap Baharı yürütüldü. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın yönettiği Katar’a da bu dönem de ABD tarafından ciddi görevler verildi.
26 Kasım 2020’de Ankara’da Türkiye ile Katar arasında “Su Yönetimi Anlaşması” imzalandı. Anlaşma 21 Mart 2021’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yasalaştı. Anlaşmada işbirliği alanları başlığında; “Entegre su kaynakları yönetimi”, “su tesisleri yönetimi”, “kıyı ve geçiş suları yönetimi” şeklinde alanlar var. TDK’na göre entegre; “bütünleşmiş” yani birbiriyle bağlanma yoluyla tek olmuş demektir!
Ne Fırat ne Dicle ne Meriç ne Çoruh ne Kızılırmak ne de Sakarya Katar’a dökülmüyor! Peki, neden su kaynaklarımızı Katar’la paylaşıyoruz? Kıyı ve geçiş suları (boğazlar ) yönetimini neden Katar’la birlikte yönetiyoruz? Neden su tesislerimizi ( örneğin Atatürk Barajı ) Katar’la birlikte yöneteceğiz? Bağımsız bir devlet-iktidar bunu yapar mı? Katar-ABD-Müslüman Kardeşler Teşkilatı ilişkisi ortadayken İstanbul’a kanal yapılır mı?
Türkiye; bu soruların cevabını aramasın diye Katarlılara satılan araziler konuşturuluyor ya da muhalefet Katar emirinin anasının aldığı arazileri konuşarak tuzağa düşüyor.
Montrö Anlaşması, Katar ile imzalanan Su Yönetimi Anlaşması ile delinmiştir! Bu nedenle iktidar Montrö Anlaşması’nı kaldırmaktan bahsediyor. Montrö ile Lozan antlaşmasının ilişkisi çok açıktır. Lozan hezimettir diyerek itibarsızlaştırılıp kaldırılmak istendiğini bilmeyen yoktur.
İngiliz emperyalizmi 1.Dünya Savaşı’nda Boğazlardan Karadeniz’e geçmek istedi, geçemedi!
Alman emperyalizmi 2. Dünya Savaşı’nda Boğazlardan geçmek istedi, geçemedi!
Türk Milleti dur demezse: Çanakkale “Kanal İstanbul” ile geçilir!...
O BİR KATİL!
Bush Saddam’a “…o bir katil…” dedi.
Obama ve Sarkozy Kaddafi’ye “Libyalıların katili” dedi.
Trump Esad’a “lanet katil” dedi.
Biden da “Putin bir katil” dedi.
ABD boşuna birine katil demez! Hedef Rusya’dır. Montrö ve Lozan kaldırılarak hem Türkiye hem de Rusya yok edilmek istenmektedir. Diğer yandan İran ve Rusya; Suriye’de yürüttükleri yanlış politika ve anayasa çalışmaları ile sadece Suriye’nin parçalanmasının önünü değil kendilerinin de parçalanmasının önünü açtılar.
2023’te Türkiye, 2024’te Rusya seçime gidecek. ABD açısından Türkiye’de sorun yok! Rusya seçimi görmeden kargaşa yaşansın, parçalansın isteniyor.
Bu oyunları bozmak; Millet İttifakının, milletin hayırlı evlatlarını birleştirmesi ile elbette mümkündür…