2014'ün Kasım ayında Organize Sanayi Bölgesi’nde ölen ve yaralanan işçilerimiz olmuş; Makine Mühendisleri Odası, fabrikadaki kazan patlamasına bir dizi ihmalin neden olduğunu bildirmişti. Odanın hazırladığı raporda kazanın bir sundurma altına, patlama duvarı ve emniyet mesafelerine uyulmadan monte edildiği; kazan dairesinin yakınında çay ocağı olmasının, ölü sayısının artmasına neden olduğu belirtilmişti. O gün, konuyu değerlendirdiğimiz yazımızda, "İş kazalarıyla ilgili bu tür açıklamaları çok dinledik, çok dinleyeceğiz" demiştik. TMMOB İl Koordinasyon Kurulu'nun dünkü toplantısında bu tür açıklamalara neden olan sorunları bir kez daha dinledik.
İŞVERENİN DENETÇİYİ DENETLEDİĞİ SİSTEM
2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası iş cinayetlerine çözüm getirmediği gibi, sonraki yıllarda iş kazalarında meydana gelen ölüm ve yaralanmaların önünü açtı. İş güvenliğine olan güvensizlik yasaya duyulan güvensizlikle daha da pekişti. Bunun nedeni iş güvenliği yasası o günün yapı denetim yasasıyla aynı mantığa sahip olması. Kamunun ve konunun uzmanı meslek odalarının devre dışı bırakıldığı bir ortamda işveren, kendini denetleyecek firma ya da uzmanı kendisi belirliyor; para karşılığında kendini denetlettiriyor. Sonuçta, işverenin denetçiyi denetlediği bir sistem ortaya çıkıyor. Yapı denetim sistemi çökünce sistem değişikliği zorunlu hale geldi; devlet bu zorunluluğu işleme koydu. Aynı zorunluluk, şu anda iş güvenliği sistemiyle ilgili de kendini dayatmakta.
'GÜVENLİKÇİLER DE GÜVENLİKTEN YOKSUN'
Bakanlık denetim görevinden feragat eder, meslek odalarını devre dışı bırakırken, sorumluluğu iş güvenliği uzmanlarına ve işçiye yüklüyor. Yasaya göre, iş güvenliği uzmanları "ortak iş sağlığı ve güvenliği birimi"nin işçisi olup, işyerlerine bu birimlerce “kiralanan” kişiler. Yasada hiçbir güvence ve yetki verilmeyen iş güvenliği uzmanlarının kendileri de iş güvencesinden yoksun.
SORUMLULUK KAMBURU
“Kiralık” birinin, “uzman” sıfatıyla taltif edilmesi işveren üzerinde etkili olmasını garanti etmiyor. İş güvenliği uzmanları, "ihmal" kavramı ile işyeri ve işçiye verilen zarardan sorumlu tutulmakta. İş kazasından doğan ceza ve tazminat yükümlülüğü, hak ve yetkiden yoksun bu uzmanlara bırakılıyor. İş güvenliği uzmanlarının önemli bir bölümü “sorumluluk” adı verilen kamburu sırtlarında taşımamak, “ihmal” suçu işlememek için görev almaktan kaçınıyor. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi adına çıkarılan yasa, işveren sorumluluğunu ortadan kaldırarak, sorumluluğun tamamını kazayı yaşayan işçiye ve kısıtlı imkânlarla, yetkisiz, güvencesiz çalışan uzmanların sırtına yıkıyor.
VAKİT GEÇİRİLMEDEN
TMMOB yaşanan / yaşanacak kazalar, bu nedenle cezaevlerine girecek olanlarla ilgili işverenleri, hükümet yetkililerini, yasayı hazırlayan bürokratları suçlu ilan etse de, okkanın altında kalanlar “sorumluluk” kamburuyla “ödüllendirilen” iş güvenliği uzmanları, işçiler ve mühendislerden başkası değil. Bu durumun son bulması için yapı denetim sistemiyle ilgili alınan radikal kararların iş güvenliği sistemiyle ilgili de alınması gerekiyor. Hem de vakit geçirilmeden.