Geçen hafta sonu Konya-Karaman hızlı tren hattı açılışı gerçekleştirildi. Bir hafta boyunca da halkımıza ücretsiz olduğu duyuruldu. Helali hoş olsun ne de olsa parasını vatandaşlarımız ödüyor.
Sonra yollar, köprüler ve demiryolu tarihimize bir bakayım dedim. İlk demiryolları Osmanlı döneminde yapılmaya başlanmış. II. Abdülhamit dönemi. Günümüz dönemi yapılan yollar, köprüler, demiryolları ve hava limanlarının yapılış biçimi ile II. Abdülhamit döneminde yapılan demiryollarının yapılış biçiminde dikkat çekici benzerlikler var. Bir iki örnekle anlatmak iyi olacaktır.
II. Abdülhamit; 1903’te yayınladığı bir emirle, ülkedeki petrolün işletilmesi için verilecek ayrıcalıkları kendisinin belirleyeceğini duyurdu. Demiryolu için ilk ayrıcalıklar Almanlara verildi. Döşenecek demiryolu hattının her iki tarafında kalan 25’er kilometrelik alan içindeki petrol ve madenlerin işletilmesi de ayrıcalık olarak II. Abdülhamit tarafından verildi. Devamında İngilizlere, Fransızlara bu ayrıcalıklar verilmeye devam etti.
Diğer bir örnek de yine II. Abdülhamit döneminden olan “Kilometre Güvencesi Sistemi”dir. Demiryolu yapımında kullanılan bu sistem hem dış borçlanmayı hem de yabancıların başta ekonomi olmak üzere her alanda söz sahibi olmalarını sağladı. Aslında Osmanlı’nın çöküşünü sağladı…
Bu arada “kilometre güvencesi sistemi” nedir onu açıklamadan geçmeyelim. Devlet bir şirkete, yaptığı demiryolunda belirli bir rakamda para kazanma güvencesi vermişse ve şirket o paranın altında kazanç elde etmişse aradaki fark devlet tarafından ödenirdi!
Osmanlı bu borcu ödemek için vatandaşlara vergi yükledi olmayınca da yüksek faizlerle borcu kapamak için borç aldı.
Hani Kılıçdaroğlu’nun söylediği “Türkiye, Osmanlı'dan sonra ilk kez Londra'daki bir avuç tefeciye teslim edilmiştir.” cümlesi var ya işte bu benzerliği en iyi şekilde anlatmaktadır…
İktidar tarafından övünülerek, görkemli törenler yapılarak açılan şehir hastaneleri, köprüler ve yollar geçmişte Osmanlı’yı çökerten sistemle ne yazık ki aynı şekilde yapılıyor.
Şehir merkezinde herkesin ulaşabileceği hastaneler kapatılarak şehir dışına yapılan Şehir hastanelerini de yine benzer bir konudur. Şehir hastanelerindeki hasta garantisi ile köprülerden, yollardan, hava limanlarından ve tünellerden verilen geçiş garantisi, Osmanlı’nın “kilometre güvencesi sistemi” ile yazık ki aynıdır. Hiçbiri milli değildir!
Yurtdışına çıkarılan tüm tarihi eserler Osmanlı’nın bu döneminde verilen ayrıcalıklar yüzünden yasal(!) olarak yurtdışına çıkarılmıştır. Dün tarihi eserleri çıkaran, petrol ve madenleri çıkaran, demiryolu yapan el ile bugün hastane, hızlı demiryolu, yol, tünel, hava limanı ve köprü yapan el aynı eldir. Emperyalizmdir!
Dün emperyalizme, ne istedilerse verenler ile bugün sırf iktidar olabilmek ve iktidarda kalabilmek için önüne gelen her anlaşmaya imza atan ve uluslararası projelerde eşbaşkanlık dâhil tüm görev alanlar ne yazık ki aynıdır.
Dün Osmanlı böyle çökertildi ve parçalandı. Şimdi de Atatürk Cumhuriyeti çökertiliyor…
Yönetilemiyor değil çökertiliyor derken ne demek istediğimi bilmem anlatabildim mi?