Ünlü sanatçı Andy Warhol sanatı kadar "Bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak" sözüyle de ünlüdür. MHP Muratpaşa İlçe Başkanı Talu Bilgili, Muratpaşa Meclis Salonu'nda ortalığı karıştırarak edindiği ünle, Warhol'un ne kadar haklı olduğunu göstermiş oldu. Bir parti militanının ya da Çubuk'lu "Osman Amca"nın sağa sola saldırmasını cahilliğine bağlayabiliriz. Bir partinin ilçe başkanının "O pankart oradan kalkmazsa bu toplantıyı yaptırmam, Ülkü Ocakları'nı buraya yığarım" demesini, bununla da yetinmeyip, kavganın göbeğine dalıp, "öldürürüm, gebertirim, seni defterime yazdım" naralarıyla insanlara saldırmasını bir tek "15 dakikalığına da olsa meşhur olma" kaygısıyla izah edebiliriz.
*****
Bir meclis üyesinin bu tür bir pankartı masasına asması tartışılabilir. Talu Bilgili'nin pankartta yer alan Deniz Gezmiş ve iki arkadaşını "anarşist, katil" olarak görmesini yasaklamak da kimsenin haddine değil. 1970'li 80'li yılların ülkücü - devrimci düşmanlığına takılıp kalanlar arasında ülkücü hareketin efsaneleştirdiği bazı isimleri de "katil, vb." görenlere de, nasıl ki bu nitelemeleri için yasak koyamıyorsak. Ama her itirazın, her protestonun bir yeri, bir biçimi var. Meclis salonunda bu itirazı yapacak olan MHP'nin grup sözcüsüdür; MHP'nin grup sözcüsü de bu itirazı yapmıştır. İzleyici, katılımcı olarak, özellikle de bir partinin ilçe başkanı olarak, sizin de itiraz hakkınız olmalı. Bu itirazı alkışlayarak yaparsınız, meclis toplantısını dağıtmayacak bir konuşmayla yapabilirsiniz, vb. Bu konuyu toplantıda olmayan Ümit Uysal Ankara'dan döndüğünde, onunla konuşarak da halledebilirsiniz. Gerginlik yaratacak ya da bir gerginlik söz konusu ise onu uzatacak hiç bir konuda Uysal'ın ısrarlı olmayacağı biliniyorken, Bilgili'nin bu işi bu noktaya getirmesi meşhur olma, kendini kanıtlama kaygısının dışında başka bir şeyle, bir başka saikle nasıl ilişkilendirilebilir?
*****
Meclis toplantısını Talu Bilgili'yle yan yana izleyenler arasında MHP İl Başkan Yardımcısı Zeki Tunç da var. Zeki Tunç, Bilgili'nin paçalarından çekiyor, "Yapma, etme", diyor, dinleyen kim. CHP İlçe Başkanı Hasan Şahin adeta yalvarıyor, " Başkanım, bakın ben buradayım, ben CHP'nin ilçe başkanıyım, birlikte konuşalım, birlikte bu işi çözelim" diyor, dinleyen kim. Meşhur olma kaygısı kafaya yerleşmiş, meşhur olmak için kavga bir kez yöntem olarak önceden seçilmiş, tut tutabilirsen başkanımızı.
*****
Nazım Hikmet'e ülke nüfusunun yüzde 90'ı yaşadığı sürece vatan haini muamelesi yaptı. Sağcısı solcusu bu ülke insanı Nâzım Hikmet'i 20 yıla yakın hapislerde yatırdı. Yeri geldi MHP'nin kadim lideri gibi iktidar partisinin "Reis"i de "Dört nala gelip Uzak Asya'dan / Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan / bu memleket bizim" dizelerini propaganda malzemesi olarak kürsülerde okudu. 1968'lerde birileri Amerikan askerlerinin daha temiz ortamda nefisini köreltmesi için Yüksek Kaldırım ve Zürafa Sokak'ın duvarlarını boyarken, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, bu onursuzluğa karşı savaşım vermekteydiler. Deniz Gezmiş'lerin banka soymuş olması bir talihsizlik de olsa, onların ölümle sonuçlanan bir olaya karışmaları söz konusu değildir. Yani Deniz Gezmiş'ler asla ve asla "katil" değildir, böyle söylediğinizde, birileri de çıkıp size aynı dille cevap vermeyi deneyecektir.
*****
Ülkücüler ve devrimciler 1970'li 80'li yıllarda birbirleriyle yapacakları kavgayı yapmışlar, bu kavganın bedelini 12 Eylül zindanlarında ödemişlerdir. O günün devrimcilerinin büyük bölümü bugün CHP'dedir, daha küçük bölümü HDP'de, Ak Parti'de, İYİ Parti'de, DSP'dedir. O günün ülkücülerinin önemli bir bölümü de kavga ettikleri devrimcilerle aynı partilerde, aynı meclislerde, Anonim ve Limited şirketlerde ortak ya da yönetim kurulu üyesi olarak birlikte, kardeş kardeş barış içinde yaşamaktalar. Ün için, nam için bu kardeşliği bozmayı kendimize hak görmemeliyiz.