“Çok meşhur bir gazinocu vardı. Ziyaretime geldi. Oturdu, çay kahve içti. ‘Benim bina ne olacak’ dedi. ‘Sizin bina yıkılacak’ dedim. ‘Ben Fahri Bey’e çok yardım yaptım’ dedi; benden evvelki başkana yani. ‘Size de yaparım’ dedi. ‘Ben sizin yardımınızı kabul etmem’ dedim. ‘Belediye bir kamu yönetimidir. Devlet borçla, bağışla yaşamaz, vergiyle yaşar. Siz verginizi doğru ödeyin, başka bir şey istemez’ dedim. Beni tehdit etti. ‘Çocukların bisiklete biniyor, çok trafik kazası oluyor İstanbul’da’ dedi. Zile bastım. Odacı geldi. ‘Kapıyı aç, bey gidiyor’ dedim. Normal kapıdan girmişti, şeref misafiri gibi iki kanatlı kapıdan çıktı. Sonra yıktık binayı…” Bu sözler, 1973 - 1977 yılları arasında CHP'nin İstanbul Belediye Başkanı olan Ahmet İsvan'a ait. Böylesi bir duruşun sahibi olan Ahmet İsvan'ın İstanbul'da kullanılan oyların yüzde 63,6'sını alarak belediye başkanı olduğunu hatırlatalım.

*****

"Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen!", "Toprak işleyenin su kullananın", "Vurguna, soyguna, sömürüye son", “Tekelleri kuşatacağız”. Bu sloganlar, CHP'nin "Göbekçi" takımına karşı "Demokratik sol" çizgiyi savunan Bülent Ecevit'in liderliğindeki CHP'nin sloganları. CHP bu siyasi çizgisi ve sloganlarıyla yola çıktığı 1977 seçiminden yüzde 41,4 oyla birinci parti olarak çıktı. Ecevit sonrasında merkez sağ partisine dönüşerek, milliyetçi - muhafazakâr seçmenden (ç)aldığı oylarla iktidar olma sevdasına düşen CHP, "Ecevit oyları" denilen bu oyları yarıya düşürerek, yüzde 20 - 23'lerde çakılıp kaldı. CHP sosyal demokrat bir program - örgütlenme - çalışma tarzı ve buna uygun ittifaklar politikasıyla değil, parti politikasını daha da sağa çekerek iktidar olma, belediye başkanlıkları kazanma hevesinde, yüzde 20 - 23'lerde çakılı oy oranıyla yetinme inadında diretmeye devam ediyor.

*****

Bu inadın zirve yaptığı yer Antalya - Kepez olsa gerekir. CHP 2014 seçimine Ak Parti'nin "başarısız" görüp aday göstermediği Erdal Öner'le girip, kendi "öz" adaylarının altında oy alarak, (bununla yetinmeyip Büyükşehir'i de kaybederek) seçimden çıkıp, ilk dersini aldı. "Dersini aldı" diyoruz, ama öyle olmadı. CHP önce Ak Partili Mesut Kocagöz, ardından İyi Partili Murat dinç'le tarihi tekerrür ettirdi. Murat Dinç'in "iyi bir doktor", "iyi bir insan" olması, CHP'nin seçim kazanmasına yeter mi? Kepez oyları son seçimde Cumhur İttifakı yüzde 49,79, Millet İttifakı yüzde 37,55 şeklinde gerçekleşti. Arada Cumhur İttifakı lehine 12,24 puanlık fark var. Bu fark bir tek, Saadet Partisi'nin yüzde 1, HDP'nin yüzde 12 civarında olan Kepez oylarının alınmasıyla mümkün. MHP adayı olarak seçime girmiş, MHP'ye çok uzak olmayan siyasi çizgiye sahip İyi Parti'den aday adayı olmuş Dinç'e HDP'li seçmenden bu oranda oy gelmesi ne kadar mümkün? Bu "mümkün"ün imkânlı hale getirilmesi, CHP'nin kendi "öz" adayını göstermesiyle sağlanabilirdi. Bu durum, Kepez'de CHP'yi ikinci bir "ders"in beklediği anlamına gelir.

*****

Aksu'daki manzara CHP açısından daha da puslu. "Sokaktaki vatandaş"ın görüşü "CHP Aksu'da seçimi İsa Yıldırım'la kazanabilir" şeklinde idi. Yıldırım'ın adaylığı iptal edilip, Aksu adayını İyi Parti'nin belirlemesine karar verildi. Yıldırım, "Bu durumda bir başka partiden aday olurum" diyor. Aksu'da Cumhur İttifakı - Millet İttifakı arasında Cumhur ittifakı lehine 9 puanlık fark var. İyi parti'nin bu farkı çooook çok iyi bir adayla kapatacağını düşünsek bile, seçime giren İsa Yıldırım'ın birkaç puanlık oy alması bile Aksu'da CHP - İyi Parti ittifakına seçimi kaybettirir.

*****

Ecevit'in CHP oylarını yüzde 40'ın üzerine çıkardığı "öz" politikasına; Ahmet İsvan gibi sağlam siyasi duruşu olan "öz" adaylarına dönmesi; CHP'yi içine düştüğü kısırdöngüden bu çıkarabilir. CHP'nin 31 Mart akşamı alacağı üçüncü ders bu olsa gerekir. Umarız bu dersi Kepez ve Aksu yanında Büyükşehir ve Manavgat'ı da kaybederek almaz.