Ürettiğin kadar varsın

Sadece 3 gün önce (15 Ocak 2019) soğan ile ilgili kaleme aldığım ‘Soğan yine yakacak’ başlıklı yazının mürekkebi kurumadan soğan yakmaya başladı. Aynı gün, Cumhurbaşkanlığı kararıyla, 28 Şubat’a kadar kuru soğanda gümrük vergisi sıfırlandı.

Söz konusu yazımda, soğan ticareti ile uğraşan bir iş insanının yorumlarına yer vermiştim. İş insanının söylediğine göre, hastalık nedeni ile depolardaki soğanların önemli bir bölümünün zayi olduğu, soğan depolarına yapılan basınlarda da gereğinden fazla ürünün piyasaya sürüldüğünü belirtip, soğanda ithalat seçeneğinin uzak ihtimal olmadığına dikkat çekmiştim.

Yazımı, “Mart ayı sonunda ikinci bir soğan krizi ile karşı karşıya kalabiliriz.

Yani soğan bu kez gözümüzün yaşına bakmayacağa benziyor” diye bitirmiştim.

Yazının çıktığı gün gümrük vergisinin sıfırlanması belki tesadüf oldu. Ancak yaşadıklarımız asla tesadüf değil.

Üstelik sadece soğanda değil, domates, buğday,arpa, pirinç ve mısır için de gümrük vergisi sıfırlandı. Bu da gösteriyor ki, soğandaki tehlike, bu ürünler için de geçerliymiş.

Yakın tarihe kadar kendi kendine yetebilen ülkeler arasında yer alan Türkiye için kötü bir senaryoyla karşı karşıyayız.

Soğan ve buğday gibi her yerde ve herkes tarafından yetiştirilebilecek ürünler için ithalata muhtaç duruma düştüysek, tarım politikalarımız tekrar gözden geçirilmeli.

İthalat demek, cari açık demek. İthalat demek, yabancı üreticinin desteklenmesi ve fonlanması demek. Üstelik kendi çiftçimiz bu kadar zor durumdayken, yabancı çiftçiye para akıtmak, kendi ayağımıza sıkmak demek.

Orta ve uzun vadeli programı olmayan Türk tarımı, son yıllarda sürekli artan girdi maliyetleri nedeni ile çıkmaz sokakta çıkış yolu arayan bir yabancıyı andırıyor.

Yabancı üreticiye sağlanacak desteği, kendi üreticimize mazot, gübre ve tohum gibi girdilerde sağlayabilsek, bu ülke kendisine de yeter, ihracat da yapar.

Yapılan araştırmalara göre son 16 yılda buğday ekim alanları yüzde 22.6 azaldı. Yani çiftçi üretimden kaçtı. Bunun nedenlerini iyi araştırmadan çözüm bulmak imkansız.

Plansız üretim nedeni ile bir sezon para yapmayan ürün, takip eden yılda el yakıyor.

Çünkü plan ve program yok. Çiftçi günlük gelişmelere göre kendi inisiyatifini kullanarak üretmek zorunda.

İç piyasadaki tüketim miktarı belliyken, ihracat konusunda alternatif pazarlar geliştirilemiyorken, gereğinden fazla üretim yapmak , tarımdaki programsızlığın en büyük göstergesi olsa gerek.

Yeni Tarım ve Orman Bakanı, gelişmeleri yakından takip ediyor. Yaşanan bu aksilikleri sona erdirmek için en kısa sürede düğmeye basmalı.

İç piyasadaki pazar ve ihracat rakamlarına göre üretim yapılmasının, bunu yapan çiftçiye de ürettiği ürün üzerinden teşvik ve destek verilmesinin yolunu açacak formüller üzerine çalışmalıyız.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Üretim Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Burhan Özkan’ın da dediği gibi, köyde bilinçli tarım yapan insanlar devlet tarafından desteklenmeli. Yani köylü, köyünü, toprağını ve üretimi terk etmek zorunda bırakılmamalı.

Çünkü geleceğin stratejik sektörü tarım olacak ve her ülke üretebildiği kadar güçlü kalacak. Gümrük vergisini sıfırlayarak ithalatı teşvik etmek sadece geçici bir çözümdür ve dışa bağımlılığın en büyük göstergesidir.