Geçtiğimiz sezonun abdestiyle hala namaz kılabileceğini düşünen Antalyaspor irtifa kaybetmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında alınan başarılı sonuçlar ve kırılan rekorların getirdiği krediyi sonuna kadar kullanan takım, derece yapması gerekirken ısrarla düşme hattında gezinmeyi tercih ediyor.
Anlaşılan o ki; son yıllarda gelenek haline gelen “Lige kötü başlayıp 2.yarıda düzelme hastalığı” bu yıl da nüksedecek. Yani yine büyük paralar harcanacak, yine aynı menejerden çok sayıda oyuncu alınacak ve takım kurtulduğu için camia sevince boğulacak. Bunu kurgulayan zeki insanlar da camiayı bir kez daha kullanacak.
Bu takım düşmez, çünkü ligde o kadar kötü takım var ki sıra Antalyaspor’a gelmez. Ancak bu takımın yeri Konyaspor ve Adamla Demirspor ile birlikte ilk 5 civarı olmalıydı.
Sezon başı transfer döneminde başlayan hatalar zinciri devam ediyor. Hatayı yapanların akıllandığını görmüyoruz, aksine hatada ısrar edildiğine şahit oluyoruz. Sezon başında bu kadar sakat ve verimsiz futbolcuyu bir ardaya getirmek gerçekten özel bir çaba gerektirir. İşin trajikomik tarafı, sezon başında takımı sakat futbolcu çöplüğüne çevirenlerin, devre arası transferi de yapacak olmaları. Aynı menejerle, aynı takımlardan ve benzer yöntemlerle…
Giresunspor maçı, işlenen günahların bedelinin ödendiği bir 90 dakika oldu. Antalyaspor’un Fernando’ya verdiği paraya takımın tamamını kuran Giresun, haddini bilerek oynadı, sabırlı davrandı ve sadece Antalyaspor’un hatalarını iyi değerlendirdi.
Bu sezon 3’üncü kez ölümcül hata yapan ve Süper Lig kalecisi olmadığını gösteren Alperen, Borja Sainz’e asist yaptı, savunmada kaçak güreşen ve kırmızı kart gören Fernando takımını 10 kişi bırakarak intiharın fitilini ateşledi, Nuri Şahin kendi transferlerini oynatma hastalığını sürdürdü, taraftar sonunda isyan etti.
İstanbulspor, kendisini Süper Lig’e çıkaran kaleciyi gönderecek kadar futbolu bilmiyor olamayacağına göre, Alperen’i alan Antalyasporlu futbol bilginlerini sorgulamak lazım. Alperen ile birlikte Luyiundama, Sinan Gümüş, Ömer Toprak, Nakajima, Cemali Sertel, Sam Larsson, Soner Aydoğdu gibi Süper Lig’deki birçok takımın oynatmayacağı futbolcuları aynı çatı altında toplayan zihniyete devre arası transferinde fırsat verilmemeli. Bu konuda Başkan Aziz Çetin’e büyük iş düşüyor. Çünkü Çetin’in bu camiada büyük kredisi var ve şu anda bunu kullanıyor. Hatada ısrar, bu kredinin bitmesi anlamına gelir.
Asgari ücretle çalışıp, aylığından artırdığı para ile maç bileti alarak tribüne gelen insanları sonunda isyan ettirdiniz. Kolay para kazanan insanların bu taraftarın duygusunu anlamasını zaten beklemiyoruz. En büyük hayali tribünleri dolu olarak görmek olan Nuri Şahin, bu sezon tribünleri boşaltmak için adeta özel çaba harcıyor. Giresun maçından sonra, bu sezon tekrar maça gelmeyeceğini söyleyen en az 10 kişiye rastladım.
Ekip arkadaşlarınızla birlikte eserinizle gurur duyabilirsiniz.
Son bir not: Sakat olmamasına rağmen, takımın birinci kaptanı Hakan Özmert’in kadroda olmamasının açıklaması yapılmalı. Nuri Şahin’in takım içindeki en sağlam adamları olan isimler bile bazı olaylara tepki gösteriyorsa ve bunun sonucunda kadroya alınmıyorsa bu takımda bazı taşlar yerinden oynamıştır. Dünya kupası arasından sonra bu kadar sakatlığın yaşanması, her maç birkaç oyuncunun kurban edilmesi ve futbolcuların da bunu yüksek sesle dillendirmesi sıradan bir olay değildir.