Yılın 12 ayı güneş gören Antalya’da, güneş enerjisi sürekli tartışılır ancak gerçek anlamda değerlendirilmez. Yakın tarihte Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB), Başkan Ali Bahar’ın girişimleri ile fabrikaların çatılarına güneş enerji sistemlerinin kurulması gündeme gelmişti. Birçok işletme de güneş enerjisinden yararlanarak enerji maliyetlerini düşürmeyi tercih etti.

Yine yakın tarihte Antalya Stadyumu’nun çatışına güneş enerji panelleri döşenmiş, Meltem Mahallesi’nin enerji ihtiyacının karşılanacağı açıklanmış ve Antalyaspor’un da buradan çok ciddi gelir elde edeceği belirtilmişti. Gelinen noktada enerji gelirlerini Gençlik Spor Bakanlığı alıyor, bunun üzerine Antalyaspor’dan da ciddi bir kiralama beledi tahsil ediyor. Pandemi döneminde kiraladığı dükkanlardan kira da almayan Antalyaspor, şu anda kendi evinde kiracı konumunda ve kirasını ödemekte zorlanıyor.

Son günlerde Büyükşehir Belediyesi benzer yol izliyor. Belediyenin çatısını güneş enerji panelleri ile donatarak, ihtiyacı olan enerjinin en azından bir kısmını buradan karşılamak istiyor.

Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjiden yararlanmak artık hayati önem taşıyor. Özellikle pandemi sonrası bu konudaki farkındalığın çok daha fazla aratacağı kesin.

Antalya’da yapımı devam eden santrallerle birlikte yaklaşık 50 güneş enerji santrali var. Artık hayatımızın içinde böyle bir konumuz var. Enerjinin çok pahalı olduğu, bu sektörde ithalatçı ülke olmamız insanları farklı yollara itiyor.

Ülke olarak dönemsel hafızaya sahip olduğumuz için geçmişi çabuk unutuyoruz. Büyükşehir’in projesi kağıt üzerinde çok şık ve anlamlı duruyor. Ancak kurumlarda devamlılık esas ise öncelikle Antalya Stadyumu’nun çatısındaki panellerindeki enerjinin neden Antalyaspor’a gitmediği açıklanmalı. Stadyum yapılırken, paneller yerleştirilirken, Antalyaspor’un buradan gelecek katkı ile tarihinin en büyük gelirine kavuşacağı açıklanmıştı. Kurumlarda devamlılık esas ise Muhittin Böcek Başkan’ın, belediye çatısını bu anlamlı projeyi hayata geçirirken, geçmiş dönem ile ilgili açıklama yapması gerekiyor.

Güneş enerjisi ile ilgili günlük ve dönemlik açıklama yaptığımız söylemişken…

Avrupa’nın önde gelen ülkeleri, güneşi bizim kadar göremezken, enerjisinden bizden daha çok yararlanıyor. Aylarca güneş görmeyen ülkelerden bahsediyoruz. Ekonomik olarak Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar ileride olan birçok ülke, güneş ve rüzgar enerjisini yıllardır kullandığı gibi, şimdi bu enerjiyi nasıl saklayacağını tartışıyor.

Çevre dostu çalışmalar olarak bilinen rüzgar ve güneş enerjisinde en büyük sorun, bu enerjinin saklanamaması. En azından yakın tarihe kadar saklanamıyordu. Bilim adamları, bu enerjinin depolanabilmesi için yeni bir süreç başlattı. İlk denemeyi, güneşi çok görmeyen kuzey ülkesi Norveç’in petrol enerji grubu Stato’ya yapmaya karar verdiler. Bu şirket petrol ağırlıklı çalışmasına rağmen alternatif enerjiye de yöneliyor. İskoçya açıklarında rüzgarlı bölge olan açık denizde güneş enerjisi tesisi açacaklarını, burada üretilecek enerjiyi de dev bataryaya yükleneceklerini açıkladılar. Bu bataryada depolanan enerji, ihtiyaç olduğu zaman harcanacak. Batarya-pil projesi tutarsa, enerji sektörü yeni bir hız kazanacak. Proje başarıyla gerçekleşirse benzer projeler geliştirilecek.

12 ay güneş gören, rüzgar konusunda sıkıntı yaşamayan Türkiye, son yıllarda bu enerjilere yöneldi. Bu konuda da günübirlik açıklamalarla, konuyu siyaset malzemesi haline getirdi.

Enerji bir dış politika meselesidir ve ülkenin dışa bağımlılığını doğrudan etkiler. Bu konuyu siyaset üstü bir mesele olarak kabul edip, yenilenebilir enerji konusunda seferberlik başlatmalıyız.

Avrupa ülkeleri bizim kadar güneş görmemelerine rağmen, maksimum verim için şartlarını zorlarken, Türkiye’nin ve Antalya’nın da samimi adımlar atması gerekiyor.