Bunaltan sıcaklar gitti, hava yavaştan serinliyor.

Bu tür havalar aldatır, sabah evden çıkarken sıcak olduğu için yazlık kıyafet tercih edersiniz, öğleden sonra yağmur yağar, akşam hava buz keser.

Kış mevsimi için hazırlık yapmadıysanız, grip aşınızı olmadıysanız çabuk hasta olur, hastanelik olursunuz.

Antalyaspor için de hava parçalı bulutlu. İlk hafta Göztepe’de yaz mevsimi yaşattı, Konya deplasmanından alınan 1 puan sonbaharı andırdı, Kasımpaşa deplasmanında ise kar-dolu ne varsa yağdı.

Geçtiğimiz hafta, ilk 11’de oynayan 4 futbolcusundan yoksun gelen Kayserispor çok da zorlanmadan 1 puanı alıp gitmişti.

Kasımpaşa deplasmanında ise ilk 45 dakika dolmadan 3 önemli futbolcu kendisini sakatlayarak oyundan çıktı, bunun sonucu takımın sistemi, oyup planı alt üst oldu. Kayseri’den sonra Kasımpaşa maçında da beklenen sonuç alınamadı.

Çünkü vücuda grip mikrobu girdi, çabuk çöküyor, en küçük rüzgarda yorgan-döşek yatan bir bünyeye dönüştü takım.

Hakemin verdiği yanlış karar 2 gün konuşulur ve unutulur. Puan durumundaki sıralama ise değişmeyen gerçektir.

Antalyaspor, geride kalan 5 maçta 5 puan toplayarak maç başına 1 puan ortalaması yakaladı. Çok düz bir mantıkla 34 hafta sonunda 34 puana tekabül eder. Dolayısıyla durum vahim.

Virüs vücudu sarmış…

Hakan Özmert’in oynamaması başlı başına bir sorun. Üstelik bu konuda yapılan yorumlar hiç de masum değil.

Bülent Korkmaz, daha önce -bize göre ihtiyacı olmasına rağmen- Osman Çelik, Zeki Yıldırım ve Musa Nizam’ı oynatmamıştı. Üstelik takımda sağ bek yokken Osman Çelik’e 1 dakika bile süre vermemişti. Bu üç futbolcu ile Hakan’ın ortak noktalarını birleştirip sonuç çıkarmaya çalışırsak, iş çok vahim yerlere gidiyor. O nedenle fazla şeytanın avukatlığını yapmayıp olayı saha içinde değerlendirmeye çalışalım.

Hakan Özmert bu kadar kötüyse, Kayserispor maçının 88.dakikasında, Kasımpaşa maçının da ikinci yarısında kurtarıcı olarak nasıl sahaya sürülüyor? Takımın kurtarıcısı olacak isim neden ısrarla 11’de görev alamıyor? Takımda oyunu dikine oynayıp orta sahayı organize edecek futbolcu yokken, Hakan’ı kenarda oturtmanın cezasını Hakan mı çekiyor, takım mı?

Saha içinde kalmaya çalıştıkça cevapsız sorularla karşılaşıyorum.

Ancak Malatyaspor maçında alınacak 1 puan bile çözümü başka yerlere taşıyacak. Başkan Ali Şafak Öztürk ve birçok yöneticiye göre çok benimsenmese de, geçtiğimiz yıl elde edilen başarı nedeni ile biraz da mecburen yola devam edilen Bülent Korkmaz, artık kendi ayağına sıkıyor. Malatyaspor maçı kazanılsa bile kredisinden önemli bir bölümü tüketmiş olacak. Ne var ki; Cumartesi akşamı oynanacak kritik maçın sonucu artık bazı konuların sesli düşünülmesi anlamına gelecek.

Saha içinde kalmaya devam edelim.

Bu takımda Osman-Zeki-Musa üçlüsü sorgusuz sualsiz harcandı. Yetersiz olabilir, takımın sistemine uymayabilirler. Eren Albayrak-Aly Cissokho-Tarık Çamdal gibi 3 tane sol bek varken, 4 hafta Celustka’yı oraya mahkum etmenin mantığı nedir?

Bu üç futbolcu yetersizse neden transfer edildi. Altyapıdan yetişen Zeki-Musa-Osman feda edilirken, bunlara gösterilen sınırsız kredinin açıklaması nedir?

Sorular, sorular…

Belki bu soruları son kez soruyoruz. Çünkü takımda ilk 4 hafta potansiyelini zorlayan futbolcular da Kasımpaşa maçında mücadeleyi bıraktı. Serdar Özkan gibi futbolcuların da artık inancı ve direnci kalmadı.

Öyleyse sonun başlangıcı start aldı.

Malatya maçını bekleyelim ve görelim.

Ya grip tedavisi sonuç verecek bünye iyileşecek, ya da hastaya operasyon yapılacak bazı uzuvlar kopacak.