Siyasette zaman zaman bazı tartışmaların büyüklüğü ile konunun gerçek boyutu arasında ciddi bir uçurum oluşur. Son günlerde Konyaaltı’nda Bileydi Parkı üzerinden yürütülen tartışma da tam olarak böyle bir tabloyu andırıyor. Adeta bir bardak suda fırtına koparılıyor. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, göreve geldiği günden bu yana belediye mülkleriyle ilgili herhangi bir kiralama tartışmasının içinde yer almamış bir isim. Ancak Bileydi Parkı’nda planlanan küçük ölçekli bir düzenleme üzerinden yürütülen eleştiriler, meselenin boyutunun çok ötesine taşınmış durumda.

TOPLAMI 102 METREKARE!

Oysa projenin detaylarına bakıldığında ortada abartılacak bir durum olmadığı açıkça görülüyor. Bileydi Parkı’nın tamamı değil, yalnızca küçük bir bölümü düzenleme kapsamına alınıyor. Toplam 3 bin 730 metrekarelik park alanının sadece yüzde 3’üne denk gelen yaklaşık 102 metrekarelik bir alanda tek katlı küçük bir yapı planlanıyor. Bu yapı; parkı kullanan vatandaşların ve tenis kortlarından yararlanan sporcuların ihtiyaçlarını karşılayacak küçük bir kafeterya ile tuvalet alanından ibaret olacak. Mevcut tenis kortları ya da parkın genel kullanımında herhangi bir değişiklik ise söz konusu değil.

TEK KURUŞ HARCAMADAN!

Üstelik projenin finansman modeli de dikkat çekici. Belediye bütçesinden tek kuruş harcanmadan, yapım ve kira bedeli karşılığı modeliyle hayata geçirilecek. Yapılacak ihale sonucunda yüklenici firma projeyi inşa edecek, 10 yıllık kira süresinin ardından ise yapılan tüm tesisler eksiksiz şekilde belediyeye devredilecek. Bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: Böylesine sınırlı bir düzenleme neden bu kadar büyük bir tartışmaya dönüştürülüyor?

Whatsapp Image 2026 03 14 At 11.59.09

DERE YATAĞINDA TOKİ PROJESİNE SESSİZ KALDILAR

Daha da ilginci, geçtiğimiz günlerde mahkeme kararıyla durdurulan TOKİ Çakırlar Projesi gibi çok daha büyük ölçekli ve kamuoyunu doğrudan ilgilendiren bir konuda aynı çevrelerin sessiz kalmış olması. Üstelik söz konusu proje bir dere yatağına planlanmıştı. Bugün Bileydi Parkı üzerinden sert eleştiriler yöneltenlerin, o süreçte benzer bir hassasiyet göstermemiş olması doğal olarak kamuoyunda soru işaretleri doğuruyor.

ÖLÇÜLÜ VE TUTARLI ELEŞTİRİ

Elbette eleştiri demokrasinin vazgeçilmezidir. Ancak eleştirinin de ölçülü ve tutarlı olması gerekir. Bir tarafta şehrin doğal yapısını doğrudan etkileyebilecek projelere sessiz kalınırken, diğer tarafta parkın yüzde 3’lük bir bölümünde yapılacak küçük bir düzenleme üzerinden büyük siyasi tartışmalar yürütülmesi, ister istemez “bir bardak suda fırtına” benzetmesini akla getiriyor. Konyaaltı’nın ve Antalya’nın gerçekten konuşması gereken pek çok önemli başlık var. Şehir planlamasından çevre politikalarına kadar birçok konuda daha yapıcı bir tartışma zemini oluşturmak mümkün. Belki de artık yapılması gereken şey çok basit: Yanlışa kim yaparsa yapsın yanlış diyebilmek ve şehir meselelerine aynı tutarlılıkla yaklaşabilmek.