13. yüzyıl Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası. Hatta biraz daha genişletelim, bugün Ortadoğu diye bildiğimiz coğrafya.
Timuçin ya da bildiğimiz isimle Cengiz Han ile başlayan o dönem için bütün dünyayı kasıp kavuran Moğol istilası, bütün şiddeti ile devam etmektedir. Anadolu ve Mezopotamya Moğol atlılarının nalları alında inim inim inlemektedir.
Coğrafyada siyasi iktidarı sağlayan Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Abbasi Halifesi ve Bizans, Moğol istilası nedeni ile siyasi otoritelerini kaybetmiş, bölge siyasi istikrarsızlığa sürüklenmiştir.
Siyasal planda zor yani savaş, bilinenin aksine güçlünün değil, gücünü kaybetmeye başlayanın, tekrar eski gücüne kavuşması için başvurduğu metottur.
Bu nedenle Marks, “Zor, yeni bir toplumla gebe olan eski toplumun ebesidir.”
Dr. Hikmet Kıvılcımlı.
Türk sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden. Sadece eylem insanı değil. Aynı zamanda teorisyen.
O da yine bu coğrafyadan örnekler vererek tarih tezini geliştiriyor.
Bu teze göre de toplumlar içeriden ve kendi çelişkilerinde (sınıfsal) yıkılırlarsa, sosyal devrim; dışarıdan (barbar akınları) tarafından yıkılırlarsa tarihsel devrim olur. Barbar akınları, yıktıkları toplum için bir gençlik aşısı olurlar ve o toplumlar gençleşmiş olarak yeniden tarih sahnesinde yerlerini alırlar.
Hun istilası, Avrupa’da ortaçağı başlatmıştı. Moğol istilası ile başlayan süreç de Osmanlı İmparatorluğu ile sonuçlandı. Bu nedenle Hikmet Kıvılcımlı, Osmanlı İmparatorluğu’nu, ‘son tarihsel devrim’ olarak tanımlar.
Bu tarihsel bilgilerde neden gezindik?
“«Târîh»i «tekerrür» diye ta’rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”
Diyor Mehmet Akif Ersoy Safahat kitabında.
Aslında bu ‘tekerrür’ yani tekrar etme olayı doğru bir tespit değil. Tarihte birbirine benzeyen olayları ‘tekerrür’ diye nitelemek, bilimsel tarih okumasından uzaklaşmak anlamına gelir. ‘Tekerrür’ yerine ‘terakki’ yani ‘ilerleme’ sözcüğü daha anlamlı duruyor. Çünkü görünürde benzer olan durumların geri planında farklı gelişmeler söz konusu.
Gelelim ana konuya.
Bugün de 21. Yüzyıl Moğolları ile karşı karşıya dünya ve hızla bir kaos, adı konmamış bir üçüncü dünya savaşının içine doğru sürükleniyoruz.
13. yüzyıl Moğollarının adı bugün emperyalizmdir.
Ya da Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın deyimi ile günümüz barbarı emperyalizmdir.
İnsanlık hızla küresel kapitalizm ya da bilindik adı ile emperyalizm döneminin sonuna doğru gidiyor ve yeni bir dünya geliyor.
Gelen istediğimiz, ütopyamız olan dünya mı, emin değilim.
Ama bugünden daha iyi olacağından eminim.
Bugün yaşadıklarımız, gelen yeni dünyanın doğum sancılarıdır. Bu sancı bugün İran topraklarında yaşanıyor ve İran insanlığın, yeni dünyanın ön cephesidir. Tıpkı bizim Kurtuluş Savaşımız gibi. Bunun da en çok farkında olan 2 bin 500 yıllık bir gelenek üstüne yükselen İran’dır.
İran’ın rejimini bahane ederek “ne Molla ne emperyalizm” demek, geleni okuyamamak, tarihin dışında kalmaktır. Kendi ülkelerinde nasıl bir rejim olacağına karar vermek yine İran halkının bileceği iştir. “Ne Molla ne emperyalizm” demek, Mollalarla emperyalizmi eşitlemek, aynı zamanda emperyalizmin değirmenine su taşımaktır.
Bugün emperyalizme karşı İran’ın yanında olmak, yeni dünyanın ilk doğum sancılarına tanıklık etmek, insanlığın yanında durmaktır.
İnsanlığın yanında durmak!
Ali Taş
Yorumlar
Trend Haberler
19 özel okula soruşturma! Antalya’daki 7 zincir okul da listede
Antalya-Konya yolu için kritik açıklama: Demirkapı tüneli açık mı?
Antalya-Konya yolunda kritik süreç: Demirkapı tüneli açılıyor!
Konya-Antalya yolu sörf sporuna açıldı!
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde bir dönem sona erdi: İsa Akdemir’den ayrılık açıklaması
Davut Çetin'e CHP Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde görev!