Dün akşam Sözcü TV’de yayınlanan Kemal Kılıçdaroğlu röportajı, prime time olarak adlandırılan akşam kuşağı içerisinde, rakiplerine sanırım açık ara fark atarak izlenme rekorları kırmıştır.
Sözcü TV’nin Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yapacağını duyurmasının ardından kanala pek çok eleştiri geldi. Eleştirilerin ana ekseninde de bu röportajın Kemal Kılıçdaroğlu ve mutlak butlan yönetimine meşruiyet sağlayacağı bulunuyordu.
Bu eleştirilere katılmıyorum. Bu eleştiriyi iyi niyetle yapanların haksızlık yaptığını, diğerlerinin de siyaset mühendisliğine soyunduklarını düşünüyorum. Bir yayın organı olarak Sözcü TV işini yaptı. Doğru da yaptı.
Tıpkı yıllar önce Mehmet Ali Birand’ın, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı röportaj gibi.
Röportaja gelecek olursak;
Öncelikle, soru soran meslektaşlarımızın hepsi derslerine çok iyi çalışmışlardı. Bu anlamda sınavı çok iyi verdiler.
Kılıçdaroğlu da gazetecilerin aksine dersine hiç çalışmadan gelmiş, kameraların karşısına oturmuştu.
O kadar çalışmamıştı ki, “iddianameleri okumadım” cümlesinin ardından aslında televizyonu kapatmak, başka bir işe bakmak lazımdı.
Yapay zeka yardımı ile Kılıçdaroğlu’nun yayında en çok kullandığı sözcükleri çıkarmaya çalıştım. Aşağıdaki görselde siz de görebilirsiniz.

Kk Söylem
Bu sözcüklerde ne bir iktidar eleştirisi ne de Türkiye sorunları var. Dikkat ederseniz ‘demokrasi’ en son sıradan zorla girmiş listeye.
Kısacası, izleyenler adına (nereden baktığınıza bağlı olarak) bir hayal kırıklığı, Kemal Kılıçdaroğlu adına da çok kötü kullanılmış bir fırsattı dün akşam.
Hazır konu Kılıçdaroğlu iken, geçtiğimiz bir hafta boyunca Antalya’da atanmış CHP yönetimi ile birlikte hareket eden isimlerin pek çoğu ile konuşma fırsatım oldu. Önümüzdeki hafta da bu konuşmalar devam edecek.
Öncelikle şu saptamayı yapalım.
Hepsinde tam bir savunma psikolojisi hâkim, ki çok anlaşılır bir durum bu.
Öte yandan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün hedefe koyarak savaş açtığı isimleri CHP içerisinde yine kendisinin var ettiği olgusu hakkında, “kendisinin bunlardan haberdar olmadığı” savunusu en başat ifade olarak öne çıkıyor. Diyorlar ki, “alttaki isimler bunları yapıyordu ama Kemal Bey’in haberi yoktu.” Bugün partiden ihracı istenen 9 ismin 8’i, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olduğu dönemde etkili ve yetkili isimlerdi. “Bu isimler, Kılıçdaroğlu zamanında temizdi de Özgür Özel’le mi kirlendiler?” sorusuna yanıt olarak, yukarıda ifade ettiğim “haberi yoktu” cevabını veriyorlar.
Bir diğer önemli nokta, Özgür Özel ekibinin partiden gitmesi için Kemal Kılıçdaroğlu’nun elinden geleni yaptığı düşüncesi. Burada da netler ve cevabı doğrudan veriyorlar: “gitsinler”
Bu da akıllara, bir zamanlar Deniz Baykal için söylenen, “küçük olsun, benim olsun” anlayışını getiriyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve kadrosu da bugün benzer bir yaklaşım sergiliyor.
Son olarak, önümüzdeki hafta Antalya CHP çok hareketli olacak.
Detaylarını pazartesi yazacağım.