Arınmaktan ve arınma merkezlerinden söz ediliyor.
Peki nasıl bir arınma?
Yaşanan son gelişmeler, bu soruyu her geçen gün daha güçlü biçimde sorduruyor.
Atatürk'ün kurduğu partide yaşanan son gelişmeler, kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oluyor.
Atanmış CHP yönetiminin ilk icraatlarından biri olarak görülen rozet takma töreni, beklentilerin aksine tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.
İddialara göre, toplantıya katılım sağlanması amacıyla kişi başına 950 TL ödeme yapıldığı öne sürüldü. Bu iddiaların ardından bir cast ajansının yetkilisinin olayı kabul eden açıklamalarda bulunması, haberi yapanları haklı çıkaran yeni bir tartışma başlattı.
CHP'li Gürsel Tekin ise Cumhuriyet savcılarını göreve davet etti. Öte yandan, figüran olarak katıldıkları öne sürülen bazı kişilerin, kendilerine yapılan ödemeleri ve organizasyonun ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmaları dikkat çekti.
Bunların yanı sıra, organizasyonun moderatonun üslubu ve hitap şekli de kamuoyunda eleştirilere neden oldu.
Bir siyasi partinin toplantısında kullanılan dilin ve sergilenen tavrın daha kapsayıcı ve saygılı olması beklenirken, ortaya çıkan görüntüler farklı değerlendirmelere yol açtı.
Tüm bu gelişmeler, atanmış CHP yönetiminin siyasi ömrünün giderek tükendiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Kamuoyunda beklenen etkiyi oluşturamayan yönetimin, bu tür tartışmalarla gündeme gelmesi, kendi tabanında da hayal kırıklığı oluşturduğu yönündeki yorumları artırıyor.
Dahası da var... Vahim iddialar doğuruyor!
CHP Genel Merkezi önünde kolluk kuvveti gelmeden önce kabadayı tavırlar sergileyen bazı kişilerin de aynı yöntemle organizasyona dahil edilen figüranlar olduğu yönünde iddialar gündeme geldi. Eğer bu iddialar doğruysa, kamuoyunun bunları sorgulaması son derece doğaldır.
Öte yandan, yükselişini hızla sürdüren YENİ Partinin oluşturduğu ivmenin bazı çevrelerde rahatsızlık yarattığı, bu nedenle farklı senaryoların konuşulmaya başlandığı da öne sürülüyor.
Bunlar arasında en dikkat çekici iddia ise "siyasi yasak" ya da yeni partinin siyasi faaliyetlerinin sona erdirilmesine yönelik olası girişimlerdir.
Böyle uygulamaların, demokratik hukuk devleti açısından son derece ağır sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır.

Çünkü unutulmaması gereken temel ilke şudur.
"Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir."

Konuya yeniden dönecek olursak...
Butlan süreci sonrasında oluşturulan yönetimin, kendilerine yazıldığı öne sürülen siyasi senaryoyu başarıyla uyguladığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Hatta CHP'nin en kıdemli isimlerinden biri olan, neredeyse parti tarihi kadar eski bir geçmişe sahip Önder Sav'ın dahi istifa noktasına gelmiş olması, bu tartışmaları daha da derinleştirmiştir.
Eğer gerçekten böyle bir tablo ortaya çıkmışsa, görevlerini eksiksiz yerine getirdikleri söylenebilir.
Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır:
Toplumun vicdanındaki hüküm ile siyasi hesapların hükmü her zaman aynı değildir.
Bu nedenle, eğer artık toplum nezdinde karşılığınızın kalmadığını düşünüyorsanız, kalan itibarınızı koruyarak görevi bırakmanız daha doğru bir tercih olabilir. Aksi halde, size biçildiği iddia edilen siyasi ömrün sonuna kadar bu oyunun bir parçası olmaya devam edersiniz.
Son sözü ise yine tarih söyleyecektir.
Tarih ki! kimilerini kahraman olarak yazar; kimilerini ise ihanetle ya da iş birlikçi iddialarıyla anılan isimler olarak kaydeder.