Antalya siyasetinde bu hafta tartışmaların odağında Altıntaş Mahallesi var. Şiddetli yağışların yol açtığı su baskınları, altyapı eksiklikleri ve ardından siyasetin sertleşen dili. Ancak işin özü aslında sadece bir alt yapı tartışmasından çok daha derin. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir ile Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım arasında başlayan tartışma, hem meclis kürsüsüne taşındı hem de siyasi arenada yeni bir cepheleşme havası yarattı. Tartışmanın merkezinde iki kritik unsur var, siyaset üstü hizmet beklentisi ve siyasi kimlik üzerinden yürütülen sert eleştiri.

ALTINTAŞ HİZMET Mİ, SORUMLULUK MU?

Altıntaş Mahallesi’ndeki sağanak yağışın ardından bölgede altyapı sorunlarının derinleştiği gözlemlendi. Bu durum, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım’ın eleştirilerini tetikledi ve tartışma hızla siyasi boyuta taşındı. Yıldırım, Büyükşehir yönetimini “sorumluluğunu yerine getirmemekle” suçlarken, CHP’li yönetici olan Özdemir’i hedef aldı. Özdemir’in ise bu eleştirilere yanıtı, “Afet üzerinden şov yapılmaz” ifadesi oldu ki bu da tartışmanın dozunu artırdı. Bu noktada altı çizilmesi gereken husus, hizmet beklentisinin siyasetin ötesinde olması gerektiğidir. Vatandaş için yağmur suyu bir siyasi kimlik meselesi değildir; altyapı hizmeti bekler. Bu yüzden, tartışmanın siyaset üstü bir altyapı tartışması olarak başladığını görmek gerekir.

SİYASETİN DİLİ TARTIŞILIYOR!

Asıl kırılma noktası ise İsa Yıldırım’ın Özdemir’e mecliste hitap ederken ismiyle çağırması ve bu yaklaşımı sürdürmesi, nezaket kuralları üzerinden sert bir tartışmayı tetikledi. Özdemir’in “Bir makamdan bir makama isimle hitap edilmez” diyerek söz hakkı vermemesi meclis içinde gerginliği tırmandırdı. Burada görülen sadece bir usul tartışması değil; siyaset dilinin meclisle ve yönetimle ilişkisi üzerine bir sınavdır. Siyasette eleştiri doğaldır, ama eleştiri ile hakaret arasında çizgi vardır. “Beceriksiz Büşra” gibi ifadelerin bazı mecralar ve sosyal medya üzerinden yayılması yakışı kalmazken, siyasi nezaket normlarının aşındığını ortaya koydu. Bu tavır, hem kurum saygınlığına zarar verir hem de tartışmanın içeriğini sulandırır.

SİYASİ KİMLİK…

İsa Yıldırım’ın siyasi geçmişi de bu tartışmanın arka planını kimliksel bir gerilimle dolduruyor. 2024 yerel seçimlerinde CHP’den seçilmiş olan Yıldırım, 2025’te partisinden ayrılıp bağımsız kaldıktan sonra AK Parti’ye katıldı. Bu siyasi dönüşüm, onun eleştirilerini yalnızca yerel hizmet odaklı olmaktan çıkarıp daha geniş siyasi anlamlar yüklenen bir hale getiriyor. Nitekim AK Parti cephesinden de tartışmaya dahil olan isimler oldu. AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Özdemir’i hedef alan açıklamalarla sürece dahil oldu ve tartışmanın “siyasi kimlik meselesi” boyutunu güçlendirdi. Bu durum, sadece iki başkan arasındaki bir tartışma olmaktan çıkıp siyasi bloklaşmalar üzerinden bir çatışma halini aldı. Bir belediye başkanının partisinden ayrılması ve ardından iktidar partisinde yer alması, farklı kesimlerde farklı beklentiler yaratıyor. Eleştiri doğaldır, fakat bunu kamu yararının önüne koymak, siyaset kurumuna zarar verebilir.

MECLİS VE KURUM KÜLTÜRÜ ÜZERİNE BİR SINAV

Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ndeki bu tartışma, aynı zamanda kurum kültürü açısından bir sınav. Meclis, farklı siyasi görüşlerin temsil edildiği bir platformdur ve demokratik tartışma burada yürütülmelidir. Ancak kişisel nitelikli ifadelerin artması, kurumsal işleyişe gölge düşürüyor. Özdemir’in hitap şekli ve disiplin vurgusuyla yaklaşımı, bir kurum temsilcisi olarak saygı çerçevesini koruma çabasıdır. Yıldırım’ın eleştiri üslubu ise kamuoyunun dikkatini hizmetten çok kişisel çekişmeye yönlendirdi. Bu da siyasi sorumluluk algısını zayıflatıyor ve vatandaşın gündelik hayatındaki sorunlara odaklanmayı zorlaştırıyor. Altıntaş’taki altyapı sorunları gerçek bir gündem. Bu sorunun çözümü için siyasi aktörlerin önceliği, sorumluluk alanlarını netleştirmek ve hizmeti en üst düzeyde sağlamak olmalıdır. Mevcut tartışma, siyasi gerilim ve üslup üzerinden yürütülürken, toplumsal fayda ikinci planda kalmamalı. Siyaset dilimiz, kutuplaşmanın değil çözümün aracıdır. Siyaseti şahsi kapışmalara indirgeyen yaklaşım, yalnızca kamu hizmetinin gecikmesine değil, aynı zamanda toplumun genel memnuniyetsizliğinin artmasına yol açar. Altıntaş örneği, belediyeciliğin kalbinde sorun çözme kültürü olduğunu hatırlatmalıdır; tartışmaların hedefi eleştiri değil çözüm üretmek olmalıdır.