2024 yerel seçimleri, Antalya’da Cumhuriyet Halk Partisi açısından tarihi bir başarıya sahne oldu. Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere 16 ilçede kazanılan zafer, sadece sandık sonuçlarından ibaret değildi; aynı zamanda uzun süredir inşa edilen bir siyasi ivmenin de yansımasıydı. Bu başarının arkasındaki en önemli isimlerden biri ise dönemin İl Başkanı Nail Kamacı’ydı.

Ancak siyasette başarı kadar krizler de hızlı gelir. Nitekim 2025 yılının Temmuz ayında önce Manavgat Belediyesi’ne, ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonlar ve tutuklamalar, CHP Antalya örgütünü hazırlıksız yakaladı. Seçim zaferinin üzerinden henüz aylar geçmişken yaşanan bu gelişmeler, partide ciddi bir sarsıntıya yol açtı.

Tam da böyle bir dönemde, üst üste ikinci kez il başkanlığına seçilen Nail Kamacı’nın görevi adeta “ateşten gömlek”e dönüştü. Siyasi baskının arttığı, kamuoyunun eleştirel bakışının yoğunlaştığı bu süreçte Kamacı’nın görevi sürdürmesi ve partinin temsiliyetini koruması azımsanacak bir durum değil.

Buna rağmen parti içi muhalefetin sesi giderek yükseldi. Önce Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım’ın, ardından Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul’un partiden istifa ederek AK Parti’ye katılması, eleştirilerin dozunu daha da artırdı. Bu gelişmeler, doğal olarak “örgüt yönetimi zayıf mı?” sorusunu da beraberinde getirdi.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir gerçek var: Gitmek isteyen gider. Siyasette bireysel tercihlerin önüne set çekmek çoğu zaman mümkün değildir. Nitekim söz konusu iki belediye başkanının da bu kararlarını aylar öncesinden şekillendirdiği ve süreci planlı bir şekilde yönettiği kulislerde sıkça konuşuluyor. Böyle bir tabloda yalnızca il başkanını değil, genel merkez yönetimini dahi sorumlu tutmak gerçekçi olmayacaktır.

Öte yandan CHP Antalya örgütünün karşı karşıya kaldığı sorunlar sadece istifalarla sınırlı değil. Taciz ve cinsel saldırı iddiaları, rüşvet ve yolsuzluk dosyaları gibi ağır suçlamalar, partinin kamuoyu nezdindeki algısını ciddi şekilde zorluyor. Bu kadar çok cephede mücadele vermek, hangi yönetim olursa olsun kolay değil.

Bugün Nail Kamacı’nın yerinde başka bir il başkanı olsaydı, muhtemelen çoktan geri adım atmış olurdu. Bu nedenle mevcut tabloyu değerlendirirken eleştiri kadar hakkaniyeti de elden bırakmamak gerekiyor.

Sonuç olarak CHP’nin Antalya’daki asıl ihtiyacı, iç tartışmalarla enerjisini tüketmek değil; dışa dönük, seçmenle bağ kuran ve güven tazeleyen bir siyasi strateji geliştirmektir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez. Siz kendi içinizde tartışırken, rakipleriniz sahayı doldurur.

Ve unutulmamalıdır ki; seçim kazanmak kadar, kazanılan başarıyı sürdürülebilir kılmak da ayrı bir beceri ister.