Antalya’da son günlerde siyasetin dili yine bildik bir tartışmanın etrafında şekilleniyor: Kimin ne kadar mal varlığı var?
Adalet Bakanı Akın Gürlek üzerinden başlayan polemik, CHP’nin üst üste yaptığı çıkışlarla büyüdü. Ardından AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin’in, tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e yönelik “Tapularını açıkla” çağrısı geldi. Bir anda şehirde siyasetin ana gündemi, tapular, mal beyanları ve karşılıklı restleşmeler haline dönüştü.
Şeffaflık elbette demokrasinin vazgeçilmezidir. Kamu görevinde bulunan herkesin hesap verebilir olması gerekir. Siyasetçinin mal varlığını açıklaması bir lütuf değil, olması gereken bir sorumluluktur. Bu noktada, Antalya’daki tüm seçilmişlerin ve siyasetçilerin mal varlıklarını açık ve net bir şekilde kamuoyuyla paylaşması, tartışmaları sona erdirecek en sağlıklı adım olacaktır.
Ancak burada durup şu soruyu sormak gerekiyor: Antalya halkının gerçek gündemi bu mu?
Cevap koca bir hayır… Bugün Antalya’da yaşayan vatandaş için asıl mesele tapular değil, faturalar. Asıl mesele siyasi polemikler değil, geçim derdi. 20 bin TL’nin altında kiralık ev bulmanın neredeyse imkânsız hale geldiği bir şehirde yaşıyoruz. Sebze ve meyve fiyatları her geçen gün artıyor. Pazara çıkan vatandaş filesini dolduramadan geri dönüyor. Emekli maaşıyla geçinmeye çalışanlar, asgari ücretle hayatını sürdürmeye çalışanlar ay sonunu getirebilmenin hesabını yapıyor.
Kısacası, Antalya’da hayat pahalı değil, hayat artık zor.
Hal böyleyken siyasetin odağının hâlâ karşılıklı suçlamalar ve mal varlığı tartışmaları olması, toplumla siyaset arasındaki mesafenin giderek açıldığını gösteriyor. Oysa bugün ihtiyaç duyulan şey polemik değil, çözüm üretme iradesidir.
Antalya’nın sorunları ortak.
Hayat pahalılığı ortak.
Kira krizi ortak.
Geçim sıkıntısı ortak.
Öyleyse çözüm de ortak akılla bulunmalı.
Siyaset kurumu, farklı partilerden olsa da aynı şehirde yaşayan insanların sorunlarına çözüm üretmek için bir araya gelebilmeli. En azından ekonomi gibi doğrudan vatandaşı etkileyen konularda ortak bir zemin oluşturulabilmeli. Çünkü vatandaş için önemli olan kimin neye sahip olduğu değil, kendi sofrasına ne koyabildiğidir.
Bugün Antalya’da halkın gerçek gündemi ne tapular ne de sürdürülen operasyonlar. Halkın gündemi, kötü giden ekonomi ve giderek ağırlaşan yaşam koşullarıdır.
Siyaset eğer gerçekten halka hizmet etme iddiasındaysa, yönünü tartışmalardan çok çözümlere çevirmek zorundadır. Aksi halde konuşulanlar değişir, isimler değişir ama vatandaşın derdi aynı kalır.