Galatasaray karşısına, yenilgiyi kabul ederek çıkacaksanız hafta boyunca camiaya umut verip taraftarı stada davet etmeye ne gerek VAR?

Büyük umutlarla tranfser edilen isimlerin neredeyse tamamı sakat olduğu için kadroda yoksa, sezon başı planlama yapmaya ne gerek VAR?

Oyunun sıkıştığı anlarda hamle gücünüz yoksa, kulübeden sahaya sürecek takviye isim bulamıyorsanız büyük hayaller vaadetmeye ne gerek VAR?

90 dakika defans yaparak 1 puanı kurtarmaya çalışmak için, karambolden bir gol bulunabilirse 3 puan sürprizi yapmak için sahaya çıktıysanız, hafta içinde antrenman yapıp, taktik hazırlamaya ne gerek VAR?

Buraya kadar Antalyaspor ile ilgili özeleştiri yaptık. Gelelim diğer boyuta…

Maicon’un Muslera tarafından tekme tokat indirilmesine devam diyecekseniz, Muslera tarafından tekmelenmese kaleye giden topa yetişme şansı bulunan Maicon’un pozisyounda, bırakın kırmızı kartı, faul bile çalamıyorsanız FİFA hakemi olmaya ne gerek VAR?

Maican-Muslera dövüşünü göremediğiniz halde, Aly Cissokho’nun eline temas etmeyen topu görebiliyor va tereddütsüz penaltı veriyorsanız, bu eyylamı yapmak için hakem olmaya ne gerek VAR?

Penaltıyı iptal eden VAR sistemi eğer gerçekten adalet dağıtıyorsa, önce Macion’un Muslera tarafından tekmelenerek yere serilmesinde, sonra Donk’un attığı golde Celustka’ya dirsek atmasını es geçiyorsa, ardından son saniyelerde Muslera’nın Maicon’u ceza alanında iterek düşürmesinde üç maymunu oynuyorsa bu sisteme ne gerek VAR?

VAR sistemi ile maç yönetmek, artık her kritik pozisyonda oyunun 5 dakika durması anlamına geliyorsa, Süper Lig’de maç yönetmek için iyi hakem olmaya gerek olmadığını gösteriyor. Antalyaspor-Galatasaray maçını yönetmek için bırakın Cüneyt Çakır olmayı, sıradan bir hakem olmaya bile ne gerek VAR?

3 Temmuz’dan önce, hakemler Anadolu takımlarını lime lime doğrar kimsenin de sesi çıkmazdı.

Antalyaspor’un, hakem kararları ile göz göre göre ligden düştüğü sezonu daha dün gibi hatırlıyorum. 3 Temmuz’dan sonra hakem hatalarında bir azalma olduğu kesin. Ancak ihtiyacı olan büyük takımlara, tam zamanında gereken destek hala sağlanıyor. Buna örnek olabilecek iyi bir maç izledik. Antalyaspor, oynadığı futbolla Galatasaray maçında yenilgiyi haketti. Ne var ki bu yenilgi Galatasaray’ın hakederek elde ettiği bir galibiyet omadı.

Pozisyonları işine geldiği gibi yorumlayan, işine gelmeyeni görmezden gelen bir FİFA kokartlı hakemin yardımı ile 3 puanı hanesine yazdıran Galatasaray, liderliğini sürdürdü.

UEFA tarafından kıskaca alınan, sportif olarak sorgulanan ve başarılı olamazsa çok daha zor günler yaşayacağı aşikar olan Galatasaray’a bu süreçte gelen lojistik destek çok manidar oldu.

VAR sistemi ile Türk futbolunda adaletinin artacağına inancım artmıştı.

Beşiktaş maçında kaleci Utku’nun Armel Drole’u tekme tokat indirmesi, Antalyaspor’un galibiyeti nedeni ile gündeme bile gelmemişti.

Ancak Galatasaray maçından sonra, aynı sonuca farklı yollardan gidileceğini farketmiş olduk.

Çünkü sistemin adı VAR veya YOK, kaybeden hep Antalyaspor oluyor. Antalyaspor aleyhine verilen kararların bir tanesi, Beşiktaş veya Galatasaray’a verilseydi bugün ortalık yıkılırdı.

Tekrar edeyim; Antalyaspor oynadığı futbolla en fazla 1 puanı haketti. Hatta yenilgiyi de kabullendi. Keşke buna sahadaki futbolcular karar verebilseydi. Bir İstanbul takımının maçına atanan İstanbul bölgesi hakemi etki etmeseydi.

Türk futbolunda istediğiniz kadar sistem değiştirin, kafalar değişmedikçe sonuçlar değişmeyecek.

O zaman Video Yardımcı Hakem Sistemi’ni ne gerek VAR?