Önce elimizdeki değerin hakkını teslim edelim: Çok şükür ki, ligin ilk maçında sahaya çıkan bir takımımız vardı da, Kayseri’de 90 dakikayı çıkarabildik!
Sonuç olarak yenildik, o ayrı bir konu.
Genç takımdan takviye yapılarak da olsa Kayseri’ye uğurlayabileceğimiz 21 kişilik bir kadromuz vardı.
Geçtiğimiz sezonun başında şampiyonluk hayalleri kurarken, şu anda bunları konuşuyor olabiliriz. Yarın çok daha başka şeyler de konuşabiliriz. Şu anın keyfini çıkaralım, çünkü izleyeceğimiz bir takım var. Çünkü bu kulüpte anlık karar alınır, günlük yaşanır, fatura hep gidenlere çıkarılır.
Kayseri’de kafa olarak sahada olmayan futbolcuların sayısı yüksekti. Charles Fernando’nun kırmızı kartı bağıra bağıra geldi. Charles’tan sonra Maicon da kart görmek için çok çaba harcadı, ancak oyundan alınınca başarılı olamadı.
Nazım Sangare, kafa olarak tatilden dönememiş. Kendi kanadından gelişen ters ataklarda hep geride kaldı, Varela’yı sürekli kaçırdı. İlk yarıda rakibe 3 asist yaptı, biri gol oldu, bir tanesi ofsayttı, diğerini de auta attılar.
Sağ bekte Nazım bu kadar aksarken solda Birkan Öksüz, Deniz Türüç karşısında çok sırıtmadı. Hatta hücum bindirmeler yaparak ekstra işler bile yaptı.
Tüm bunlara rağmen hiçbir oyuncuya kızamıyoruz. Çünkü parasını ödememişiz ve adamlar da tek taraflı fesih haklarını kullanmayıp takımda kalmışlar. Bu tabloya bakınca, insan yenilgiye bile üzülemiyor.
Maçın ilk 15 dakikası kabus gibiydi. Hatta 17.dakikada topla oynama yüzdesi 82’ye 18 idi. Defanstan bir tane bile top çıkaramadı Antalyaspor. Kanatlar çökmüş, göbek delinmiş gibiydi. Nazım’ın büyük hatası sonucu gelen golün ardından Kayseri biraz tempoyu düşürdü, Antalyaspor da dengeyi sağladı.
20. dakikadan sonra oyuna ortak olan Antalyaspor, rakibi karşısında ezilmedi. Hatta oyunun belirli bölmülerinde Kayseri’yi yarı alanına hapsetti. Ancak hatlar arasındaki mesafenin uzunluğu nedeni ile ataklar olgunlaşamadan sona erdi. Topa sahip olan ancak pozisyona giremeyen bir takım vardı sahada.
İkinci yarının başında Charles Fernando’nun bilerek ve isteyerek gördüğünü düşündüğüm kırmızı kartından sonra, oyunun bittiğini düşündük. İlginçtir; ilk yarıda yediği gole reaksiyon gösteren Antalyaspor, ikinci yarıda da kırmızı karta reaksiyon gösterdi. 1-0 geride olmasına ve 10 kişi kalmasına rağmen beklenenden çok daha fazla diri kaldı, pozisyona girdi. Nazım, Hakan Özmert ve Doukara’nın gollük pozisyonlarının sonuçlanmaması ise şanssızlıktı.
Oyunun son çeyreğinde Hakan Özmert ve Souleymane Doukara’nın tecrübeleri, topun Kayseri yarı alanında kalmasını sağladı. Çok sayıda duran top şansı yakalanmasına rağmen gol bulunamadı. Gol için bastırdıkça umutlanan ve defansı ihmal eden Antalyaspor, kalesinde ikinci golü görünce gardını düşürdü.
Ligin ilk maçında, 10 kişi ile Kayseri deplasmanından alınan 2-0’lık yenilgi kayıptır ama hüsran değildir.
Oynanan dirençli futbol ve gelecek için verilen umut, camia için en büyük kazançtır.
Bu saatten sonra yönetimin artık inisiyatif alması gerekiyor. Ödemeler bir an önce gerçekleştirilmeli ve takımın kafası rahatlatılmalı.
Aksi halde sezon başında yaşanabilecek haddinden fazla puan kaybı, her zaman telafi edilemeyebiliyor.