Her ekonomik krizde ve dalgalanmada, uzmanlar ihracatın yetersizliğinden bahsediyor.
Üretmediğimiz için, marka ürünlerimiz olmadığı ve dışa bağımlı bir ekonomimiz olduğu gerekçesi ile sıkıntı yaşadığımız ifade ediliyor.
Genç bir nüfusa sahip olan, ürettikleri ile ayakta kalan Türk insanı için bu durum can sıkıcı bir durum.
Yaşlı ve tembel Avrupa ülkelerinin ekonomileri sürekli büyürken, Türkiye’nin en temel ihtiyaçlarını bile ithal etmesi çok da mantıklı değil zaten.
Ekonomik dalgalanmanın yaşandığı son günlerde benzer konular yine tartışılıyor.
Tohum, gübre, fide, ilaç ve mazot gibi temel üretim kalemlerinin ithal edildiği ülkemizde, sebze meyve fiyatları gündemden hiç düşmüyor.
Üretici ürününü satarken maliyetini çıkaramadığı için, tüketici pahalı olduğu gerekçesi ile satın alamadığı için şikayet ediyor. Sonuç olarak ortaya kimsenin mutlu olmadığı bir sektör çıkıyor.
Geleneksel yöntemlerle yapılan üretimlerin makus talihi bu olsa gerek.
Türkiye kadar toprağa ve imkana sahip olmayan ülkelerin bu işin kaymağını yemesi kabul edilebilir bir durum değil.
Tarım sektörünün bileşenleri, son yıllarda sorunu doğru teşhis etmeye ve çözüm yolu bulmaya başladı.
Marka ürünler üzerinde yapılan çalışmalar da meyvesini yavaş yavaş veriyor.
Coğrafi İşaret alan ürünlere her geçen gün bir yenisi ekleniyor.
Son olarak ‘Alanya Avokado’su tescillendi.
Bu tür ürünler tescillendikten sonra iyi pazarlanabilirse katma değeri artar.
Bu noktada da ürünün doğru tanıtılıp, yeni pazarlar bulunması gerekiyor.
Antalya’da bu işi son yıllarda YÖREX iyi yapıyor.
Tüm Türkiye’nin yöresel ve geleneksel ürünleri, 4 gün boyunca şenlik havasında görücüye çıkıyor.
YÖREX’in tanıtım toplantısında bu konuda gerekli bilgiler verildi.
ATSO Başkanı Davut Çetin’in, peyrin örneği ise herşeyin özeti gibiydi. “Türkiye, Almanya ve Hollanda’da 200’er çeşit ürün var. Bu çeşitlerden Almanya 4.5 Milyor Dolar, Hollanda 4.1 Milyar Dolar elde ederken, Türkiye sadece 150 Milyon Dolar gelir elde edebiliyor”.
Yani üretimde sıkıntı yok, ürünün kalitesinde sorun bulunmuyor ancak pazarlama konusunda tıkanıyoruz.
İş ve spor hayatı nedeni ile ülke ülke gezen, adeta bir gurme görevi yaparak sağlıklı beslenme konusunda paylaşımlarda bulunan ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı da, “Avrupa’da ürünlerin ambalaj ve sunumu üst seviyede. Bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz” diyerek Davut Çetin’e destek verdi.
Tespitler doğru, teşhis de yerindeyse, sorunların çözümü kolaydır.
Ürünlerimizi marka haline getirip, tanıtım ve pazar yelpazemizi geliştirmeliyiz.
Bu nedenle YÖREX’in üstlendiği misyona değer vermeliyiz.