Turizm ve tarım kenti olan Antalya’nın en büyük marka değeri; Antalyaspor. Özellikle yurtdışı tanıtımında önemli rolü olan kulüp, son iki yılda ciddi anlamda kabuk değiştiriyor.
Nuri Şahin tercihinden, kulüp tarihine geçen rekorlardan, sportif başarılardan bahsetmiyorum. Antalya halkına ve tüm Türkiye’ye, hatta Dünya geneline yayılan projeler belki kısa sürede sportif başarı getirmeyecek, ancak uzun vadede kesinlikle Antalyaspor’un marka değerini artıracak girişimler.
18 yaş altı çocuk ve öğrenciler için hayata geçirilen eğitim odaklı organizasyonlar kulübün üstlendiği sosyal sorumluluğun gereği olarak yankı buluyor. Türkiye’nin 4 bir yanındaki okullara gönderilen Antalyaspor ürünleri, o şehirlerin sokaklarını, caddelerini ve okullarında boy gösteriyor.
Aziz Çetin belki Samir Nasri’yi transfer ederek ”Ben Nasri’nin başkanıyım” havasını atıp bu uğurda kulübü batırmadı. Ancak karşılığı uzun vadede alınacak girişimlerde bulunarak Feslikan Yaylası’na, Korkuteli Seyir Terası’na kamp tesisleri yapmak için altyapı hazırlığını tamamladı.
Evet, Samuel Eto’o ile şov programlarına çıkıp kişisel reklamını yapmadı. Ancak Antalya’nın en ücra köylerindeki çocukları Antalyasporlu yapabilmek için kulübün antrenman malzemelerini gönderip tüm öğrencilere kırtasiye seti hediye ederek pahada hafif, manevi anlamda ağır işlere imza atıyor. Hayatlarında Antalya merkeze gelmeyen ve denizi görmeyen çocukları Antalya’ya getirip Antalyaspor maçlarında misafir ederek “Arı Antalyasporlu” nesiller yetişmesine katkı sağlıyor.
Antalya ile yetinmeyip Türkiye’nin dört bir yanında Antalyaspor ambleminin yer alması için Eskişehir, Mardin, Kahramanmaraş’ın da aralarında bulunduğu 10’un üzerinde şehirdeki okullara kulübün malzemelerini gönderiyor.
Gençlerin ve sporcuların okuma alışkanlığını geliştirmek için Dünya’da ilk kez bir kulüp tarafından hayata geçirilen dijital kütüphane uygulaması başlatarak, bireysel başvurular dışında kurumların toplu olarak aldığı kitapların çocuklara ücretsiz olarak dağıtmanın önünü açtı.
Altyapı takımını Madrid ve Dubai’deki uluslar arası turnuvalara dâhil etmek, Arjantin, Güney Afrika ve çok sayıda Avrupa ülkesinden takımlarla işbirliği yapmak kısa sürede sonuç vermeyebilir uzun vadede ise karşılığı parayla ölçülemeyecek kadar verimli olacaktır.
“Aziz Çetin ile icraatın içinden” yazısı gibi oldu. Farkındayım. Ancak kulüp ve ülke tarihinde olmayan çok sayıda orijinal ve gün yüzü görmemiş icraatı hayata geçirmek sıradan insanların işi değil. Ve kesinlikle takdir edilmeyi hak ediyor.
Takımın 90 dakika sonunda aldığı sonuca göre başkan yorumu yapılan bir ülkede bu tür icraatlara ayrıntı olarak bakılıyor. Ancak Aziz Çetin, tribünden gelen bir isim olduğu için, başkanlık görevi sona erdikten sonra da tribüne çıkacak olduğu için bu eylemler çok anlam ifade ediyor.
Tüm bunları yaparken, 65 Milyon Euro borçla devraldığı kulübü finanse edip ayakta tutmayı başarıyor. Bu sezon başı transfer dönemini, geçtiğimiz sezonun devre arasına göre verimsiz geçirse de, müzmin sakat oyuncuların transferine engel olamasa da Aziz Çetin kulüp tarihin geçecek işlere imza atıyor. İşini, özel hayatını ihmal edip adeta çırpınıyor. Tüm bunları yaparken, geçmişin günahlarının bedelini de ödüyor.
Çırpınıyor...
Umarım kulübü limana sağlıklı bir şekilde çıkarır ve çalışmalarının karşılığını alır.