Hatay’da oynanan Gaziantep maçı da gösterdi ki, Antalyaspor bazı gerçeklerle yüzleşmek zorunda. Henüz sezon başındayız ve gözlemlerimiz sonucu tespitk ettiğimiz handikapları ele alıp uyarı görevimizi yapalım.
Her şeyden önce Antalyaspor’un yaş ortalamasının yüksek olması, rakipler için önemli bir veri tabanı oluşturuyor. Ligin ilk haftasında Galatasaray maçı için İstanbul’dan gelen meslektaşlarım, “Okan Buruk, maçı 0-0 götürebilirse, son 10 dakikada yapacağı hamlelerle Antalyaspor’u yenmeyi planlıyor” demişti ve söylenen bölümde yaptığı değişiklikle son dakika golünü bulup 3 puanı almıştı.
Ümraniye maçının ikinci yarısında da Antalyaspor hiçbir şey yapmadan galibiyet elde etmişti. Trabzon maçının, geçen yıldan kalan hikayesi ve hesabı nedeni ile ayrı değerlendirmek lazım.
Gaziantep maçına gelince… Maçtan saatler önce görüştüğüm yöneticilere, “Figuereido ve Sagal’ı kontrol edebilirsek rahat kazanırız” yorumunda bulundum. Kendileri de hak verdi. Ancak Sagal’ın yedek soyunması ilginçti. Sagal-Tomas-Abdülkadir’i ikinci yarıya saklayan Erol Bulut da Antalyaspor’un yaş ortalamasını hesaba katmış ve hataya zorlamayı planlamıştı. Başarılı oldu ve Antalyaspor Galatasaray’dan sonra Gaziantep maçını da kendine has dezavantajları nedeni ile kaybetti.
35’er yaşındaki Kudryashov, Adriano, 34’er yaşındaki Boffin, Güray, Veysel Sarı, 32 yaşındaki Fredy ve 30 yaşındaki Fernando ile oynamanın doğal sonuçları elbette olacaktır. Gaziantep’den yenen 5 golün 4’ünü bu isimlerin yaptığı bireysel hatalar hazırladı.
Bugüne kadar maç öncesi ve sonrası analizleri ile farkını ortaya koyan Nuri Şahin ve ekibi, Gaziantep karşısında Erol Bulut’un hamlelerine geç karşılık verdi. İkinci yarı başladığında oyun bağıra bağıra Soner Aydoğdu’yu istedi, ancak rakip skoru alana kadar Soner kenarda bekletildi.
Gökdeniz Bayrakdar, Antalyaspor’da iyi bir hamle oyuncusu olduğunu ve henüz ilk 11 için hazır olmadığını bir kez daha gösterdi.
Sezon başından bu yana Antalyaspor için handikap olabilecek iki konuya dikkat çekiyorum. Birincisi yaş ortalamasının yüksek olması ve uzun lig maratonunda bunun sıkıntıya sebep olabileceği..
İkincisi de bu takımın yedek kulübesi çok zayıf. Hatta ilk 11 ile kıyaslanamayacak kadar zayıf. Gaziantep takımı Sagal-Tomas-Abdülkadir’i oyuna alıp bambaşka bir formasyona dönerken, Antalyaspor bu lükse sahip değil. Geçmişten gelen borçlar nedeni ile yönetimden daha çok transfer yapıp takımı daha büyük borcun altına sokmasını istemek Antalyasporluluk değildir. Öyle bir yol seçilse, takımın şu anda ödenemez durumdaki borçlarını yapıp kaçan isimlerden farkları olmaz.
Süper Lig’deki her takım gibi Antalyaspor’u bekleyen diğer bir handikap da, gelirlerin sürekli azalıp dövizdeki artış nedeni ile giderlerin artması. Takımın mevcut taktıma geçtiğimiz sezondan borcu yok. Ancak dövizdeki artış durdurulamazsa ve ödemelerde sıkıntı yaşanırsa, her takım gibi Antalyaspor da çok ciddi sorunla karşılaşabilir.
Üç gündür hakem ile ilgili neden yazmadığım soruluyor. Öncelikle yenilginin nedeni hakem değildir. Zaten sahada değerlendirilecek bir hakem performansı da yoktu. Bünyamin’in penaltısını vermeyen, 2 golü iptal edip VAR uyarısı ile veren ve Adriano attığı golde, önce golü verip sonra iptal eden birisi benim için hakem değildir. Bu maç karşılığında her ne ücret alıyorsa hak etmemiştir. Futboldan anlamayan birini hakem olarak yorumlarsam, onu hakem yerine koymuş olurum. Bu maçtan bağımsız olarak söylüyorum; Hatay’da sahaya hakem olarak çıkan kişi ile birlikte 6-7 isim bence hakem değil ve eline düdük verip sahaya çıkarmak futbol adına katliamdır.