Huzura giden en kestirme yol kendimizle bağ kurup kendimizi dinlemek...

Oysa hep huzuru dışarıda arıyoruz ya da birinde, sanıyoruz ki olduğumuz yerden hep daha huzurlu bir yer vardır. İnsan huzurun da huzursuzluğunda kendi içinde olduğunu ve gittiği yere yanında götürdüğünü unutuyor. Nereye gidersem gideyim benimle beraber geliyor sevinçlerim, eğlencem, kaygılarım, korkularım. Bahsettiğim şey zor zamanların içinden geçerken özlemini duyduğumuz sakinlik ihtiyacı altında yatan huzur değil. Bu kez bahsettiğim kendinle bağ kuramamış olduğun için hissettiğin huzursuzluk, eksiklik hissetme, o yetmeme hali. Ne zaman kalbimle bağımda cızırdamalar olsa, kendi özümün sesini az duysam hemen huzursuzluk kaplıyor benim içimi. Başlıyorum kıvranmaya, bir stres hali, kaygı, mutsuzluk ve ardı arkası kesilmeyen olumsuz olaylar. Birçoğumuzda da sanki böyle ilerliyor süreç. Oysa kendimle bağımın sağlam olduğu zamanlarda öyle huzurlu ve keyifliyim ki, kaza yaptım mesela diyorum ki olacağı varmış ne yapayım şimdi hemen toparlanıyorum, ihtiyaç analizinden sonra bakıyorum yoluma. Bazı olayların bizi derinden etkileyip bazı olayların teğet geçmesi de aslında içimizdeki huzura bağlı gibi geliyor bana. Birbirini dinlemek, halini merak etmek, ihtiyaçlarıyla görmek ne kadar kıymetli, ara ara yazılarımda bahsediyorum ama en çok insan kendini dinlemeli, ne istiyor neye ihtiyacı var kendine ihtimam göstermeli. Ben iyi değilsem ilişkide olduğum temas ettiğim kimseden hem iyi olmasını bekleyemem ya da beni iyileştirmesini. İçimdeki karmaşayla onu da karmaşaya sürüklerim zaten fakat bunu da açık yüreklilikle ifade etmek oldukça önemli.

Bazen kendimi duymakta o kadar zorlanıyorum ki.

Neye ihtiyacım olduğunu anlamak zaman alıyor, duygu ve ihtiyaçların yok sayıldığı çoğu zaman herkesin içinde ağlama, gülme, içinde yaşa duygularını söylemleriyle bastırıldığımız bu kültürde büyümek ve şimdi yeniden o duygularla, ihtiyaçlarla temas etmeye çalışmak bazen zor olabiliyor. Neyse ki eninde sonunda fark ediyorum ihtiyacımı, bunu keşfettiğimde verdiğim hiçbir kararın yanlış olmadığını da keşfetmiştim. Meğer ben ihtiyacım olduğu için zamanında o tercihleri yapışım böylece kararlarımın sorumluluğunu almayı ve bir süre sonra o karar bana uymadığında kendime kızmamayı öğrendim.

Yaşamayı tercih ettiğimiz her durum, verdiğimiz her karar bir ihtiyaçtan.

Kendimizle bağımızı güçlendirdikçe fark edeceğiz içinden geçtiğimiz durum her ne olursa olsun geçici ve huzur dediğimiz şey kalbimizin içinde. Aramak için Kalamış’a gitmemize gerek de yok aslında ama gezmek istiyorsa ruhumuz huzurumuzla gideriz elbette. Ben çok seviyoruz gezmeyi, doğayı, yeni keşfettiğim yerleri, engin denizleri, kocaman ormanları. Huzuru bulmaya oralara gitmiyorum ama içimdeki huzurla gidip ruhumu dinlendiriyorum. Bazen karmakarışık renklerin ve canlılığın içinde ne kadar da huzurlu bir ortam derken buluyorum kendimi. Kendimle bağım ne kadar sağlamsa ve kendimi ne kadar iyi duyabiliyorsam, ne istediğimi biliyorsam yaptığım her şey huzurlu geliyor bana.O yüzden klişe bir kapanış olacak ama “Huzur içimizde” Sevgili okur ve sen kendini ne kadar duyarsan kendinle bağın ne kadar kuvvetliyse başkalarının ya da olayların huzurunu kaçırması o kadar zor. Basit olaylar huzurumu kaçırıyor diyorsan bir türlü olduğun yerde mutlu olamıyorsan bir bak kendine, ihtiyaçların onlar değildir belki de en çok kendini gör, kendini gözet ve kalbini dinle…

Arada kendinle randevulaş, kendini götür o pahalı yemeğe, o konsere, o şehre bunca sene birileriyle ya da birileri için bir şeyler yaptın şimdi biraz kendini tanımak istemez misin belki kendinle bağına ve huzuruna katkı sunar kim bilir…kendinle bağını kurmaya ne hizmet ederse onu yap ama herkesten çok kendi içsesini dinle, onun neye ihtiyacı var duy.