Bir ay önce başlayan Türkiye Kupası finali hazırlığı, hayal kırıklığı ile sona erdi.

Beşiktaş’ın, Antalyaspor’a oranla 10 kat fazla seyirci alması dışında konuşulan konu yok. Bu konuda tespit yapan ve eleştiri hakkını kullanan yönetim, takımının hakkını koruma adına doğru iş yapıyor. Ancak bu konu fazla gündemde kalmaz. Alınan yenilginin ve hezimetin sebebi kesinlikle taraftar değil, iyi hazırlanamamak, direnç gösterememek ve çabuk teslim olmaktır.

20 gün kamp yaparak çıktığın maça yenik başlayıp hiç direnç gösterememek, 2-0’dan sonra şuursuz ataklarla gol aramak için kampa gerek yoktu.

Şehir 1 aydır bayraklarla donatıldı ve pandemi nedeni ile zor günler yaşayan esnaf-işadamları imkanları ölçüsünde takıma destek verdi. Antalya’da bir araya gelemeyen farklı partiden milletvekilleri, belediye başkanları, il başkanları, STK başkanları yan yana protokol tribünündeydi. Demek ki Antalyaspor bu kentin çimentosu ve herkesi kaynaştırabiliyor. Bu tablonun oluşmasında yönetimin büyük rolü var ve tebriği hak ediyor.

Pandemi koşullarında mücadele edip ligde kalan ve finale kadar yükselme başarısı gösteren futbol takımına ise böle bir final kesinlikle yakışmadı. Maça yenik başlayan, direnç gösteremeyen, umut vermeyen ve rakibini tedirgin etmeyen bir görüntü, final maçına hiç yakışmadı. Bulunduğumuz basın tribününün önünde Sergen Yalçın 3 kez Josef De Souza -Atiba Hutchinson ikilisini yanına kadar çağırarak, “Yavaş oynayın, kontrol bizde kalsın yeter” anlamında uyarılar yapmak zorunda kaldı. Antalyasporlu futbolcular bu görüntüyü vermemeliydi. Yine yenilip elenebilirdi ancak bu kadar silik futbol oynamaya hakları yoktu.

Özellikle ikinci golün ardından, sahadaki hiçbir futbolcunun kupaya olan inancı kalmadı. En büyük gol umudu Podolski topsuz alanda kaçak oynadı, Fredy ve Nuri bile uzun bir aradan sonra ilk kez bu kadar etkisiz kaldı. Beşiktaş maçlarını seven ve golsüz geçmeyen Gökdeniz bile dağlara-taşlara şut çekti.

Sonuç olarak: Haksızlık var, TFF’nin tutumu yıllardır aynı. Bu duruma tepki gösterilmeli ancak Antalyaspor önce kendi özeleştirisini yapmalı.

Zaman geçirilmeden Ersun Yanal ile tamam mı, devamı bunun kararı verilmeli. Gidecek ve kalacak oyuncularla ilgili gecikmeden adım atılmalı. Yapılacak transferler konusunda geç kalınmamalı ve yeni takım bir an önce kurulmalı. Herkesin inandığı kupaya inanmayan teknik ekip ve futbolcu kadrosu ile ilgili gereken uyarı gerektiği gibi yapılmalı.

Son bir not: Pandemi döneminde doğruydu. Ancak artık eski başkanın otelindeki anlamsız ve tatil havasındaki kamplar sona ermeli. Bu takımın mevcut bir başkanı ve yönetimi var. Öztürk ailesi söz verdiği borçları ödemeli ve takım idaresini mevcut yönetime bırakmalı. Yoksa bu durumdan Başkan Mustafa Yılmaz’ın da memnun olduğunu sanmıyorum.