Siyasete kendimizi o kadar kaptırdık ki; hayatın güzelliklerini unutup, ayrıntıları göremez hale geldik.

Siyasete reklam arası verip kafamızı kaldırıp doğaya, hayvanlara baksak, hayatın o kadar kısır olmadığını anlarız.

Siyasi tartışma yaparken de kızdığımız insanlara en çok hayvan isimleri ile hitap ediyoruz.

Ancak bazı hayvanları ve hayat hikayelerini dinledikten sonra insanlara bakış açışı değişiyor insanın.

Kızdığımız insanı aşağılamak için hayvan ismi ile çağırmaktan vazgeçiyor mesela.

İri yarı birisine ‘ayı’, uzun boyluya ‘deve’, huysuz ve geçimsize ‘domuz’, amele gibi çalışana ‘eşek’ demeye dili varmıyor insanın.

Çünkü hiçbir hayvanda, insanoğlu kadar nankörlük yoktur.

Hiçbir insanda da ‘Kınalı’ kadar vefa olabileceğini düşünemiyorum.

Konumuzun kahramanı olan ‘Kınalı’ bir köpek.

İki evladını ve eşini daha önce kaybeden bir inşaat mühendisinin, bu hayattaki tek dostu.

Sabah kalktığında günaydın dediği, yürüyüş yaparken yol arkadaşı ve sırdaşı…

Bu hayatta hiç kimsesi kalmayan inşaat mühendisi yılbaşından sonra hayatını kaybeder.

Rahmetlinin bıraktığı tek değer, Kınalı’dır. O da bunun farkındadır ve tuttuğu yas aylar geçmesine rağmen bitmez, gözyaşı dinmez.

Vefat eden ziraat mühendisinin cenaze namazının kılındığı Zerdalilik Yusuf Efendi Camii’ne cemaat ile birlikte gelen Kınalı, Zerdalilik’ten Andızlı Mezarlığı’na da cematle birlikte gider. Helallik alınırken gözlerinden damlayan yaşlar dikkatlerden kaçmaz.

Komşularının anlattığına göre, sahibi vefat eden kınalı, artık havlamaz, adeta ağlar.

Her sabah 08:00-09:00 saatleri arasında, Zerdalilik Mahallesi’ndeki evin bahçesinden yola çıkan Kınalı, hüzünlü adımlarla Andızlı Mezarlığı’na kadar gider ve vefat eden sahibinin mezarının başında akşama kadar bekler.

Henüz mezar taşı olmayan ve toprak yüzeyle kaplı olan mezara kapanır, akşama kadar gözyaşı dökerek bekler.

Komşularının baktığı, mama ve kemik verdiği Kınalı’nın dramı halen devam eder.

Andızlı Mezarlığı’na yolu düşenler Kınalı’nın dramını görür ama anlam veremez.

Kınalı gün geçtikçe zayıflar. Görenler, köpeğe bakılmadığını zanneder ancak sahibinin arkasından sürekli ağlayan ve üzülen vefalı dost, aslında açlıktan değil, üzüntüden zayıflıyordur.

Kınalı’nın dramını, vefat eden ziraat mühendisi ile aynı binada oturan bir vatandaştan dinledim.

İnşaat Mühendisi komşusunu kalp krizi sonucu ansızın hayatını kaybettiğine ayrı üzülen apartman sakinleri Kınalı’nın hergün yaşadığı ve tekrarlamaktan bıkmadığı drama ayrı üzülüyor.

Yani bizim Kınalı, her sabah Andızlı Mezarlığı’na gidiyor, akşama kadar sahibinin mezarının başında bekleyip, akşam hava kararmadan sahibinin emaneti olan evi beklemeye devam ediyor.

Bu hikaye, bir masaldan bölüm değil. Efsane hiç değil. Yaşanmış ve yaşanmaya devam eden bir dram.