Geçtiğimiz aylarda Antalya’ya gelen ve tüm belediye başkanları ile toplantı yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek ile gündemimize girdi katı atıklardan hizmet bedeli alınması. Konu, kamuoyunun anlayacağı dille şu: Antalya Büyükşehir Belediyesi, topladığı katı atık, yani çöp için para alacak. Toplanan bu paradan da ilçe belediyelerine kaynak sağlanacak. Olayın kritik yeri de burası.
Toplanan katı atık parasının ilçe belediyelerine kalması, başta Konyaaltı Belediyesi olmak üzere bütün belediyelerin iştahını kabarttı. Bunda da haklılar; çünkü, bildiğiniz gibi, hükümet politikaları nedeni ile çok ciddi ekonomik bir sıkıntı yaşıyorlar.
Burada bir sorun var. Katı atık parasını Antalya Büyükşehir Belediyesi, ASAT üzerinden, su faturalarına ek olarak yapacak. Doğal olarak da bu uygulamanın siyasi bedelini de Antalya Büyükşehir Belediyesi ödeyecek. Konu, kamuoyunda “ASAT suya zam yaptı” olarak anlaşılacak ve tepkiler yükselecek.
Antalya Büyükşehir Belediyesi de bu noktadan hareketle, bu uygulamaya sıcak bakmıyor. “İstanbul Büyükşehir Belediyesi bunu uygulamıyorken, biz neden uygulayalım?” diyorlar. Buna karşılık, uygulamayı savunanlar da Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni örnek gösteriyorlar.
Bu uygulamanın yaşama geçmesi için, mahpus damında tutsak tutulan Muhittin Böcek ikna edilmeye çalışılıyor. Devreye milletvekilleri de giriyor. Ancak Muhittin Böcek ikna olmuyor. Hatta, bu konu ile ilgili olarak, “beni buraya diri diri gömeceksiniz siz!” diyerek sinirleniyor.
Diğer yandan Antalya Büyükşehir Belediyesi, “illa böyle bir uygulama yapılacaksa, ilçe belediyeleri üzerinden yapılsın.” diyor. Bu yolla da halka yüklenecek bu bedelin siyasi faturasını da ilçe belediyelerinin ödemesini istiyor. Yöntem olarak da halihazırda toplanan çevre ve temizlik vergisine eklemelerini öneriyor. Ancak burada teknik bir sorun var. Çevre ve temizlik vergisi, ‘vergi’ sınıfında toplanıyor. Katı atık bertaraf olayı ise belediyenin verdiği hizmet için ‘hizmet bedeli’ olarak tanımlanıyor. Bu küçük gibi görünen detay fark, konuyu çözümsüzlüğe sürüklüyor.
Yine Büyükşehir Belediyesi ilçe belediyelerine, “illa toplayacaksanız, işyerlerinden alın bu parayı, konutlara yansıtmayın” diyor.
İlçe Belediyeleri de Çevre Kanunu’nda yer alan bu uygulamanın muhatabının Antalya Büyükşehir Belediyesi olduğunu ifade ediyorlar.
CHP Genel Merkezi bu tartışmada ilçe belediyelerinin yanında yer alıyor ve bu uygulamanın yaşama geçirilmesini istiyor. Bu istek, Büyükşehir Belediyesi üzerinde “Genel Merkez böyle istiyor, biz ne yapalım” türü siyasal bir basınca dönüşüyor.
Özetle, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Muhittin Böcek bu uygulamaya şiddetle karşı çıkarken, CHP Genel Merkezi ve ilçe belediyeleri ısrarla yaşama geçirilmesini istiyorlar.
Konu ister teknik, ister siyasi ne kadar tartışılırsa tartışılsın.
Finansman krizi yaşayan CHP’li ilçe belediyeleri ve CHP Genel Merkezi, bu sorunun çözümü için ne yazık ki palyatif çözümler peşinde koşarak, ağır ekonomik krizde boğulan halkın cebine göz dikiyorlar ve kaynak sorununu yine halkın cebine el atarak çözmeye çalışıyorlar.
Bu noktada devreye kamucu belediyecilik ve kamucu çözüm üretme yaklaşımı devreye giriyorlar. Artık belediyeler, ‘sosyal’ değil, ‘kamucu’ anlayışa geçerek buna göre politika üretmeliler.
Örneğin iktidarın bu siyasi ve mali baskısına karşı, halka gidip açık açık dayanışma çağrısı yaparak sorunun çözümüne halkı ortak etseler, daha samimi, daha gerçek bir çözüm ortaya çıkar.