Yargıya güvenin her gün biraz daha azaldığı bir ortamda, dün Antalya’da bir nebze de olsa yüreğimize su serpen bir gelişme yaşandı.

Antalya Konyaaltı’da bulunan Çakırlar bölgesinde dere yatağına yapılmak istenen TOKİ konutlarının yapımı için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Bu karar Antalya için çok önemli bir kazanım. Çünkü, geçtiğimiz günlerde yaşanan yüksek yoğunluklu yağışlarda, aynı bölgede bulunan Hurma Köprüsü trafiğe kapanmış, bu olay eğer konutlar yapılırsa gelecekte neler yaşanabileceğinin küçük bir göstergesi olmuştu.

Bu kazanımın sağlanması için ortaya çıkan toplumsal tepki ve mücadele için, tebrikler Antalya!

Ama bu mahkeme kararının farklı bir boyutu daha var.

Antalya, çevre ve yaşam alanı konusunda duyarlılığı oldukça yüksek olan bir il. Bu duyarlılığın yüksek olmasının da haklı nedenleri var.

Çünkü Antalya’nın dört bir yanı taş, mermer ocağı, GES, HES ve yapılaşma tehditi altında. Gün geçmiyor ki bu projelerden birisi nedeni ile Antalya’da eşi az bulunan Antalya coğrafyası tehdit edilmesinin.

Bu nedenle de zaman zaman yükselen toplumsal mücadeleler yaşanır Antalya’da. Bu mücadelelerin öncülüğünü de ağırlıklı olarak meslek odaları ve çevre örgütleri yapar.

Ama Çakırlar TOKİ projesinde süreç farklı ilerledi.

TOKİ projesine karşı mücadelede yine ön saflarda başta Çevre Mühendisleri Odası olmak üzere meslek odaları ve çevre örgütleri vardı.

Öncelikle Meziyet Avcı kimliğinde ömrünü bu mücadelelere adayan sayısız kahramana ve bu mücadeleye katkı koyan Demokratik Kitle Örgütlerine bir teşekkür ve tebrik iletmek gerekiyor.

Ama bu defa farklı bir aktör daha sahaya inmişti.

Geçmişte bu gibi durumlarda edilgen bir katılımcı konumunda olan CHP Antalya İl Örgütü, bu defa direk olayın sahiplenicisi ve öncüsü konumunda sahaya inmişti.

Yani, bugüne kadar sürdürülen mücadelelerde en önemli eksik olan siyasi sahiplenme ve destek, TOKİ konutları projesinde CHP aracılığı ile tüm gövdesiyle sahaya inmiş, sürecin öncülüğünü almış, bölgede basın açıklamaları, yürüyüşler gerçekleştirmiş, siyasi bir yapının yapması gerekenleri yerine getirmişti. Böylece daha önce sağlan(a)mayan, kamuoyu, demokratik kitle örgütleri, siyaset üçgeni eksiksiz sahnede yerini almıştı.

TOKİ konutlarındaki mücadeleyi açığa çıkaran ve iradeyi eylemli olarak ortaya koyan CHP’ye ayrı bir teşekkür ve tebrik iletmek gerekli.

Burada siyasi alana başka bir ders daha var.

Belki, CHP pasif konumunu korusa da mahkemeden bu karar çıkacaktı.

Bilemeyiz.

Ama, ister yerel ister ulusal boyutta siyasi irade (burada CHP) kendisini bu alanlarda var ettiği sürece, yaşanan toplumsal sorun ne olursa olsun, konu siyasallaşıyor ve iktidar mücadelesi için yeni bir mevzi kazanımına yol açıyor.

Bunun örneklerini, 19 Marttan bugüne CHP’nin vermiş olduğu mücadelede görebiliyoruz. Ulusal planda yürütülen bu mücadele biçimi, yerelde geliştirildiği ve yaşama geçirildiği ölçüde iktidar mücadelesi daha da güçlenecektir.

TOKİ konutları örneği gösteriyor ki, salonlara sıkışan, sadece söylem üreterek eylemden uzaklaşan CHP bir kazanım elde edemiyor.

Kazanım sokakta, kazanım eylemde.