Bir devleti idare eden yöneticilerin amacı, halkının mutluluğu ve refahı olmalıdır. Bunun yerine başka ülkenin rejimini değiştirmek için harekete geçmek, oraya önce cihatçı milisleri yerleştirmek, onları korumak içinde kendi askerini kalkan yapmak bu amaç içinde değildir.
İnsanımız, kaç kaybının olduğunu dahi net öğrenememişken, “Şehitler Tepesi boş kalmayacak” hamasetinin karşılığı olmayacaktır. İyi bir yönetimde Şehitler Tepesi olmaz. Şehit de olmaz.
Daha Van’da çığ altında kalmış 34 insanın, Elazığ’da depremde hayatını yitirmiş 41 insanın kırkı çıkmamışken 36 şehit haberi herkesi kedere boğmaktadır.


Mülteci demek, çeşitli zorunluluklarla kendi ülkesinden başka ülkeye göçmüş misafirlerdir. Sen Suriye’nin içini karıştırıp boşaltırsan, mülteciler elbet en yakın ülkeye gelecektir. AKP’nin Suriye politikasına tek laf etmeyip, gelen mültecilere kin kusmak en basitinden ikiyüzlülüktür. Mülteciler bir sebep değil sonuçtur.


Mülteciler konusunda iktidarın 2 gündür uyguladığı strateji sadece utançtır. Binlerce insanı, siyasi Koz olarak sınırlara sürmek insanlık dışıdır. Bu konuda Avrupa’da daima ikiyüzlü davranmış, Suriye politikalarında kaosa destek verirken, işin insani boyutunu es geçip sorunu Türkiye’ye verdikleri 5/10 milyar dolarla çözeceklerini sanmışlardır.


Tüm dünya sistemi bir kriz içindedir. Sadece corona salgını değil, iklim krizi değil , insani değer krizi içindedir. Vicdansız bir sistem üretmiş (kapitalizm) bunu halklara medya, eğitim sistemi vb. (devletin ideolojik aygıtları) yoluyla zorla dayatmıştır. Sistem, geleceğe dair umut üretememektedir.


Bu sistemin değişmesi gerekir ama galiba en önce Türkiye’deki asker ölümlerine boş verip Trump’a yaptığı espriyi gülerek anlatan bir iktidarın değişmesi elzemdir.
Kriz çağına Türkiye, ekonomisini, toplumsal barışını, mantığını ve psikolojik dengesini kaybetmiş bir şekilde yakalanmıştır.