4 Mayıs Pazartesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi davasının 2. Celsesi başladı.
Bu celsede 'suçtan zarar görenler' ve tanıklar dinleniyor. Pazartesi yapılan ilk oturumda Yusuf Yadoğlu ve Emin Hesapçıoğlu, suçtan zarar gören sıfatı ile ifade verdiler ve iddianamede yer alan ifadelerini tekrar ettiler.
Şimdi, burada bir dakika duralım.
Bu iki ismi özellikle seçtim.
Hatırlayacaksınız.
Soruşturma, iddianame çıkıncaya kadar "rüşvet, irtikap" suçlamaları ile gidiyordu. Ancak, iddianamede rüşvet yok, sadece irtikap vardı. Savcılık bu hamle ile sanık olarak Muhittin Böcek ve bürokratlarını tutuyor, iddia sahiplerini ise "suçtan zarar gören" yeni müşteki haline getiriyordu.
Bu hamlenin nedeni, 2. celsede belli oldu. Yusuf Yadoğlu ve Emin Hesapçıoğlu, müşteki olmanın kendilerine sağladığı avantaj ile iddialarına devam ettiler.
Burada sorulması gereken soru şu:
Eğer savcılık davayı 'rüşvet' suçundan iddianame düzenleseydi, bugün müşteki sıfatı ile ifade verenler, eğer rüşvet suçu ile ifade veriyor olsalardı, aynı ifadeyi verirler miydi?
Çünkü irtikapta sadece alan, rüşvette hem alan hem veren
suçludur. Dolayısı ile bu isimler rüşvet iddiasının muhatabı olsalardı, müşteki değil, şüpheli olacaklardı ve ceza ile karşı karşıya kalacaklardı.
Bana öyle geliyor ki, iddianame rüşvet dolayısı ile düzensenseydi, müştekilerin mahkemedeki ifadeleri bu olmayacaktı.
Şimdi anladınız mı, neden rüşvet değil de irtikap olduğunu?
Amaç, Muhittin Böcek'i yalnızlaştırarak bütün faturayı ona kesmek ve itibarsızlaştırmak, siyasi olarak da hem Muhittin Böcek'i hem de CHP'yi yargılamak.
Tarih bunların hepsini yazıyor!