Geçtiğimiz hafta ulusal siyasetin ana konularından birisi de Atanmış CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun, T24 internet haber sitesinden Cansu Çamlıbel’ verdiği röportajda kullandığı ‘devlet aklı’ ifadesiydi.
Kuşoğlu, ‘devlet aklı’ ifadesi ile CHP hakkında verilen mutlak butlan kararına bir meşruiyet arıyor ve bu meşruiyeti gizem sarmalı içerisinde sunmaya çalışıyordu. Bu ifadesi ile Bülent Kuşoğlu, toplumdan ve siyaset kurumundan bağımsız bir yapı var, bu yapı CHP’nin kaderine el koydu demeye getiriyordu.
‘Devlet aklı’, bizde her zaman ağırlık olarak sağ siyasetin tercih ettiği bir kavramdır. Sağ siyasette devlete yüklenilen kutsiyet ve ulvi anlamın günlük yaşama inmiş karşılığıdır. Bu anlayışta devlet, toplumsal bir organizasyon değil, her şeyin üstünde olan bir kutsaldır. Bu anlamda da yeri Tanrı’nın bir alt katındadır.
Bu noktada Bülent Kuşoğlu’nun sağ siyasetten gelen bir isim olduğunu düşünürsek, şaşırtıcı bir söylem değil.
Şaşırtıcı olan, Atanmış CHP yönetimi ve Cumhur İttifakının bir kesimi dışında toplumun tamamında tepki gören ve demokrasinin ortadan kalktığı düşüncesinde birleşilen mutlak butlan kararının bu ulvi ifade ‘devlet aklı’ arkasına gizlenmiş olması.
Peki, bu konuda Antalya siyasetinin önemli isimleri ne diyor?
Örneğin, 25, 26 ve 27. Dönem CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, “devlet aklı dediğimiz şey, başta istihbarat ve güvenlik olmak üzere devletin kurumları ve bu kurumların bürokratlarıdır. Bugün gelinen noktada hem bu kurumlar hem de bürokratlar tek bir merkeze, Saraya, dolayısı ile Tayyip Erdoğan’a bağlı olduğu için de ‘devlet aklı’ aslında Tayyip Erdoğan’dır” diyerek sarayı işaret ediyor.
Yine 21. Dönem CHP Antalya Milletvekili Tuncay Ercenk de; “’Devlet aklı’ kavramı ile söylenmek istenen, “devlet her şeyi belirler ve yönetir” anlayışıdır. Bu anlayışta, Anayasal kurumlara, demokrasiye, seçimlere, TBMM’ye gerek yoktur. “Siyaset zayıfladığı için devlet aklı öne çıktı. Siyaseti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zayıflattı” diyeceksin. Bu durumda devlet aklı dediğin, tek adam olmuyor mu?” diyor.
Kamuoyunun nabzını tutan diğer bir kurum da belediye başkanlığıdır. Bakın, 1989 – 1999 yılları arasında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve 27. Dönem İyi Parti Antalya Milletvekilliği yapmış olan Hasan Subaşı aynı konuda ne diyor: Mahkemelere kim olursa olsun müdahale etmek yönlendirmek hukuka ve Anayasaya aykırılıktır!.. Butlanın gerekçesi devlet aklının sonucu denmişse buna ancak itiraf diyebiliriz!... Doğrusu mahkemeleri kimin etkileyebileceği konusunda ilk akla gelen devleti ve siyaseti etki alanında tutan kişi ise bellidir!..”
En özlü ve kısa anlatım ise 2009 – 2014 yılları arasında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Prof. Dr. Mustafa Akaydın’dan geldi. “Mutlak butlan Türkiye’de hukukun bir kez daha ağır yara alması gibi. Bu da demokrasiden giderek daha da uzaklaştığımız anlamına geliyor. Devlet aklından ne kastedildiği tam anlaşılamadı. Sanki iktidarın kirli aklı gibi bir izlenim edinildi. Yaşadıkça ayrıntılar ortaya çıkacaktır umarım...”
Dikkat ederseniz, bu dört isim de ‘devlet aklı’ kavramını doğrudan saray ile ilişkilendiriyor ve zımnen de olsa, Bülent Kuşoğlu’nun bu ifade ile mutlak butlan kararı ile ilgili saray kararı, darbesi olduğu birleşiyor.
En ilginç değerlendirme de bir gazeteci dostumdan geldi: “Şayet mutlak butlan devlet aklı ve Kılıçdaroğlu da bu aklın ürünü ise o zaman Muhittin Böcek’in verdiği ifade de devlet aklıdır. Bu durumda birinci devlet aklı Kılıçdaroğlu, ikinci devlet aklı da Muhittin Böcek’tir” saptamasında bulunuyor.
Yukarıda aktardığım görüşlere bir anlamda halkın aklı da diyebiliriz aslında. Her biri kendi alanında halkla iç içe olan ve nabız tutan kişiler.
Son olarak, bu konuda benim görüşüm kısa ve net!
‘Devlet aklı’ diyerek, aklımızla dalga geçmeyin!