Bugün bayram.
‘Bayram’, sözlü kültürde en çok kullanılan sözcüklerdendir.
Örneğin;

“Bugün bayram günü derler, alem eğleşir
Sen bizim yaylaya gel başın için
Dertliler oturmuş, derdin söyleşir
Etme intizarın, gül başın için”

Ulu ozanlarımızdan Davut Suları’nindir bu sözler.
Hangi nesilde olursak olalım, yaşı ilerleyenler için bayramlar, aynı zamanda eskiye özlem, geçmişin bir muhasebesini yapma aracıdır.
Bu nedenle “nerede o eski bayramlar” cümlesi nesilden nesile aktarılan bir mirastır.
Gelin bugün biz de içinde bulunduğumuz toplumsak koşullara bakarak biraz “nerede o eski bayramlar” cümlesinin günümüzdeki karşılığını arayalım.
İbrahim Özcan. Nam-ı diğer, Hurmalı İbo.
1980 öncesinde, Adalet Partisinin önde gelen isimlerinden. Merkez sağın o dönem gençlik örgütlenmesi olan Hür-Genç liderlerinden. O kadar kendisini davasına adamıştır ki girdiği bir çatışma sonrasında ayağından aldığı yara nedeni ile küçük çaplı da olsa engelli kalmıştır. Yakın zamanda kendisini kaybettik. Buradan bir kez daha söyleyeyim. Tanımaktan onur duyduğum Hurmalı İbo’nun anısına, özlemle ve saygıyla…
Hüsnü Şahin.
Yine 1980 öncesi Antalya’da güçlü olan sosyalist hareketlerden Kurtuluş’un şeflerinden. 1980 sonrasında Antalya Kurtuluş davasının 2 numaralı sanığı. Hüsnü Şahin de Nazım Hikmet’in Kuvay-i Milliye Destanı’nda söylediği gibi, “inanmış adam”. Bu inanmışlığı onun 8 yılını 12 Eylül zindanlarında geçirmesine neden olacak, ama bu ‘inanmışlık’ zerre-i miskal halel görmeyecektir.
İşte bu Hurmalı İbo hayatını kaybettiğinde, cenazesini kaldıran isimlerdendir Hüsnü Şahin.
Ne Hüsnü Şahin geri durmuştur düşüncelerinde ne de Hurmalı İbo.
Sadece Türkiye sevdası ve ülkenin içinde bulunduğu koşullar bu birbirine taban tabana zıt iki ismi yan yana getirmiş, birini, diğerinin cenazesini kaldırma görevini vermiştir.
Günümüze gelelim.
Yakınlarının ifade ettiği isimle, Ali Usta. Kafa kağıdında yazdığı şekli ile Ali Deniz.
İşlettiği dükkana bakarsan, aslında elektrikçi. Ama gel gör ki kendisi aşçılıktan emekli. Günümüzün moda deyimi ile şef aslında. İşte bu Ali Usta dünyaya hep soldan bakmış, emeğin yanında olmuş, kendince enek mücadelesi vermiş bir isim. Bir özelliği daha vardır Ali Usta’nın. Ergun Akıncı, yazdığı ‘Sol Açık’ kitabında Ali Usta’yı, “Türkiye’nin Can Yücel’i varsa, Antalya’nın Ali Ustası var” diye anlatır. Ergün Akıncı’nın buradaki göndermesi, Can Yücel’in küfürle ile ilişkisi ile bağlantılıdır. Yine Can Yücel’in dediği gibi; “küfür bir emekçinin dilinde açmamış bir gül gibidir” tanımlamasının ete kemiğe bürünmüş halidir Ali Usta.
Vehbi Kaya.
Gazeteci. Ortaokul yıllarından itibaren ülkücü hareket içinde yetişmiş, bu yıllarında Ankara’da Ulucanlar Cezaevinde 27 ay yatmış. Bu nedenle de öğrenimini tamamlayamamıştır. Zaman denilen dizge onu doğduğu ve hala kendi içinde yaşattığı kültür olan Orta Anadolu’dan koparmış, Antalya’ya getirmiştir. Yukarıdaki örnekler gibi kendi inandığı dünya için bir yaşam ortaya koymuş, bunun için bedel ödeyerek bugünlere gelmiş bir isim.
İşte bugün bu Ali Usta ile Vehbi Kaya, akşama kadar günü didişerek bitirirler ama ertesi gün birisi beş dakika geç kalsa, “nerede kaldı bu?” diye endişelenerek geçirirler.
Bu örnekleri neden anlattım?
CHP ile ilgili mutlak butlan kararı açıklandığından beri, Cumhur İttifakı dışında kalan bütün partiler, karar ile ilgili olarak Özgür Özel yönetimindeki CHP’ye destek ziyaretleri yaptılar, mesajlar yayınladılar. Bu Türkiye İttifakı olarak adlandırıldı.
Türkiye ittifakı olarak siyasal zemine oturtulan bu durum, aslında ‘Türkiye ruhu’nun yansımasından başka bir şey değil.
Hurmalı İbo ile Hüsnü Şahin, Ali Usta ile Vehbi Kaya.
Bizim her gün kahvede, pazarda, sokakta karşılaştığımız insanlar ve etrafımız bu ruh ile çevrili. Siz de baktığınızda kendi örneklerinizi üreteceksiniz.
Sadece yapılması gereken; bu ruhu görmek, ona inanmak ve ona sahip çıkmak!
Kendimize vadettiğimiz güzel günler inancı ile tüm Türkiye’ye mutlu bayramlar.