Ne haftaydı ama!

Haftaya, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan Büyükşehir ve Kepez Belediyeleri arasında yaşanan gerilimle başladık. Aslında bunu bir Büyükşehir Başkan Vekili Büşra Özdemir ile Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz arasında yaşanan ve aslında siyasal nedenlerle kökü çok daha derinlerde olan çelişkinin yüzeye çıkması diye okuyabiliriz.

Aslında çözümü son derece basit olan ve alt kadroların beceriksizlikleri nedeni ile ötelenen bir imar planı değişikliği için Büyükşehir Belediye Meclisinde, CHP grup toplantısında yaşanan tartışmanın finalinde Mesut Kocagöz’ün, ister kontrolü kaybederek ister maksadını aşarak, kullanmış olduğu ve asla ve asla bir insana söylenmesi kabul edilemeyecek cümlesi haftaya damgasını vurdu.

Daha bu krizin dumanı tüterken, yine Büyükşehir Belediye Meclis üyesinin taciz haberi gündeme düştü. Taciz edildiğini iddia eden bir kadın suç duyurusunda bulunmuştu. Kadının ifade tutanağı, bir erkeğin, psikolojik ve fiziksel olarak insanlıktan ne kadar uzaklaşabileceğine dair mide bulandırıcı bir ibretlik belgesiydi. Elbette, şüpheli ya da sanık, suçluluğu ispatlanana kadar suçsuzdur. Ancak geçmişte yaşanan örnekler ve kadına yönelik toplumsal tavır, burada ‘kadının beyanı esastır’ düşüncesini devreye sokuyor.

Kaldı ki söz konusu meclis üyesinin yanında adı zikredilen ve geçmişte yaptıkları bilinen başka bir şahısın varlığı, ‘bana iftira atıyorlar’ cümlesinin kuru bir retorikten öte geçmemesini sağlıyordu.

Bu düşünce doğal olarak, CHP Antalya İl Yönetiminin söz konusu meclis üyesini Disiplin Kuruluna gönderip göndermeyeceği sorusunu defterlerimize not etmemize neden oldu.

Kısacası, insanlık adına utandıran ve mide bulandıran bir örnek daha yaşamıştık.

Bunun üzerine bir de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, Cam Piramitte verdiği iftar yemeği gündeme geldi. Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı bu iftarda yine yaklaşık 50 kişi rahatsızlanmıştı. Yani yaklaşık yüzde birlik bir orandan bahsediyoruz. Bu oranın bilimsel anlamlılık düzeyi ile ilgili tartışmaları Halk Sağlığı uzmanlarına bırakalım ve ‘her bir insan önemlidir’ ilkesini buraya nok düzelim. Fakat bu konu kamuoyuna öyle bir sunuldu ki sanki devasa bir kitlesel sorun yaşanmıştı. İşin daha da ilginci, bu tartışma Büyükşehir Belediyesi Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nda bir müdürlüğünü işaret ederek, rengini ortaya koyuyordu. Büyükşehir Belediyesi içerisinde yaşanan bir hesaplaşma bel altına indiriliyordu. Bu bel altı durumu, Büyükşehir içerisinde yaşanan çelişkilerin nasıl bir ahlaksızlık düzeyine geldiğinin göstergesi olarak kayıtlara geçti. Takip eden günlerde bu ahlaksızlık farklı şekillerde devam etti.

Oysa,

Haftanın ilk günü olan 9 Mart’ta İstanbul’da Ekrem İmamoğlu duruşması başlamıştı. Bütün bir İstanbul ve Türkiye, haftalar öncesinden bu davaya hem psikolojik hem de hukuksal olarak hazırlanmaya başlamıştı. Bunun sonucu olarak da bir haftadır ulusal basında bu konuyu nefesimiz tutarak izledik.

Farkında mısınız?

Yarın, Muhittin Böcek’in davası başlıyor. İddialar neler, savunma stratejisi ne olacak?

Bizi nasıl bir dava bekliyor?

Bunu konuşan var mı?

Bir belediye başkanının, kadın bir belediye başkanına asla ve asla kabul edilemez cümleleri.

Bir meclis üyesinin, eğer doğruysa ahlaksız, insanlık dışı tacizi.

Büyükşehir belediyesinde bir müdürlüğe yapılan bel altı operasyonlar.

Bunları mı konuşmalıydık!