Meslek ve esnaf odaları seçim sürecinde.
Bu nedenle önümüzdeki bir ay içerisinde haliyle bu konuya daha fazla eğileceğiz.
Seçim süreci olduğu için de bol bol adaylar gündeme gelecek. Aslında temel problem de burada başlıyor. Çünkü asıl tartışılması gereken esnaf ya da meslek sorunlarına ve kent politikalarına yaklaşımdaki programatik yaklaşımlar olması gerekirken, biz Ahmet mi kazanır, Mehmet mi kazanır değirmeninde öğütülmeye devam edeceğiz.
Çünkü oda başkanlıkları, özellikle esnaf odalarında, bir mesleğe ya da esnaflığa dönüştüğü için kentin ihtiyacı olan yaklaşımları duymaktan nicedir uzaktayız.
İşin doğrusu ya da işimize geldiği için mi demeliyim, biz de Ahmet mi Mehmet mi döngüsünün bir parçası haline geldik.
Dün de Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şube seçimleri için, başkan adayı Ayhan Dolanay basın karşısına çıktı.
Adaylık süreci ile ilgili her seçimde yaşanan muhalefet adayına üye listesinin verilmemesi sorununu gündeme taşıdı ve suç duyurusunda bulunacağını söyledi.
Ardında da başta genç elektrik mühendisleri olmak üzere mesleki sorunlardan ve bunların çözüm yollarından söz etti.
Buraya kadar bilindik, hatta uyku getirecek kadar sıkıcı cümleler dinledik.
Ancak esas açıklamalar ve yaklaşımlar bundan sonra başladı.
Ayhan Dolanay, meslek odaları kent ve genel politika arasındaki ilişkiyi, adını koymadan gündeme taşıdı.
Odaların kent yaşamındaki yerini ve katkılarını tanımladıktan sonra, meslek odalarının sadece basın açıklamaları ile kent yaşamına müdahil olamayacağını, gerekirse sahaya, sokağa meydana inmeleri gerektiğini, bu olmazsa kent yaşamına müdahil olunamayacağını vurguladı. Geçmişte örnekleri sıraladı.
Özetle, eylemlilik çağrısı yaptı. Siyasi partiler de dahil olduğumuz, 19 Mart’ta kadar içine sıkıştırıldığımız salon siyasetine tepki gösterdi.
Kentin bir bütün olduğunu, yaşanan sorunların sadece bir alanı ilgilendirmediğini, bütünlüklü bir yaklaşım sergilenmediği takdirde çözüm alınamayacağını vurgulayarak, sadece enerji değil, kenti ilgilendiren bütün konularda var olacaklarını ifade etti. Bu konuda verdiği imar ile ilgili bir örnekteki konuya hakimiyetini görünce, not defterime “şehir plancıları odası başkanlığına aday olsaymış” diye not düştüm.
Kendi alanları olan ve Antalya’nın uzun süre gündeminden düşmeyecek gibi görünen GES ve HES’lere yaklaşımını, enerji ihtiyacı değil de bölge insanın koşulları ve çevresel faktörleri önceleyerek ele alma ve bu konuda da eylemli bir şekilde var olacaklarını söyleyince, “sermaye buna ne diyecek” diye düşünmeden edemedim.
Son olarak, bence, en önemli söylem ise en son geldi.
Elektrik faturalarını gündeme getirdi ve faturalardaki esas maliyetin üretim değil, iletim kaleminden oluştuğunu vurgulayarak enerjide özelleştirme konusunu masaya yatırdı. Enerji şirketlerinin bu iletim maliyetinin halkın üzerinde esas yük olduğunu gündeme getirdi. Soru cevap bölümünde de enerji kaynaklarının kamulaştırılması konusunda, enerji kaynaklarının kamuya ait olması gerektiğinin altını kalın harflerle çizdi.
Özetle Ayhan Dolanay’ın basın toplantısı böyleydi.
Gelelim bu toplantının önemine.
Aslında konu ne elektrik mühendisleri odası ne de Ayhan Dolanay.
Dolanay, sadece bugün ülkenin içine düştüğü durumun bir sonucudur.
Dikkat edin.
Ayhan Dolanay’ın ortaya koyduğu yaklaşımlar, kendi kişisel politik duruşu olduğu kadar, ülkenin ihtiyaç duyduğu ve kamuculuk dışında bir çözümün kalmadığının, Türkiye’nin bu yöne hızla yol aldığının ifadesidir.
Sorunların çözümünün eylemlilik, rotasının da kamuculuk olduğu gerçeğinin bir sonucudur Ayhan Dolanay.