2026 yılına hızlı girdik.
Ülkemizde İŞİD operasyonları, uyuşturucu, kara para aklama, yasadışı bahis soruşturmaları;
Uluslararası alanda ABD haydudunun Venezuela istilası, İran’da yaşanan toplumsal hareketler, İsrail’in eşkıyalığı.
Bu iki cümleyi yazarken bile insanın içinin kararmaması mümkün değil.
Öte yandan;
Kimsenin farkında olmadığı, aynanın kör noktasında, aydınlığın gölgesinde kalan, herkesin gözünün önünde olan ama kimsenin görmediği küçük yaşam gerçekleri.
Antalya Expres Gazetesi’nde Sosyolog Funda Alpaslan Talay, bir sosyolog penceresinden gözümüze iki örnek olayı gözümüze sokarak, kendi isyanını bize aktarmak istiyor. Örnek olayların birisi, 2 aylık bir bebeğin açlıktan ölümü, diğeri de 80 yaşında bir kadının soğuktan donarak ölmesi.
Ve bir sosyolog titizliği içerisinde neden – sonuç ilişkilerini gözümüze sokarak haykırıyor Funda Alpaslan Talay:
“Yoksulluk öldürür!”
Talay’ın haykırışının köklerini Venezuela’da buluyoruz.
Yoksulluk toplumsal bir gerçek değil, bir sistem tercihidir.
Birilerinin semirmesi için, diğerlerinin yoksul kalması gerekir.
Birileri var olmak için yaşlıların soğuktan, bebelerin açlıktan ölmesine ihtiyaç duyar.
Buna direnen olursa Venezuela’nın başına gelenler örnek olmalıdır.
Sosyal devlet, sosyal belediye gibi kavramlar artık içi boş, halkla ilişkiler klişelerinin ötesinde bir anlam taşımıyor.
Haydutların varlıklarını sürdürebilmeleri için yoksullara ihtiyacı var.
Yoksulların kandırılması için sosyal devlet, sosyal belediye parlatmaları olmazsa olmazları.
Oysa devlet sosyal değil, sınıfsal bir örgütlenmedir. Sosyal devlet, sermayenin egemen olduğu haydut devletin reklam yüzüdür.
Şayet sermayeye başkaldırılırsa sosyal devlet cilası ortadan kalkar, Venezuela gerçeği ortaya çıkar.
Sermaye, istediği olduğu sürece, kırıntılarını da sosyal devlet adı altında yoksullara dağıtır, ki sesleri çıkmasın, dümene çomak sokulmasın.
Yok, eşit bir dünya ister, “yârin yanağından gayrı” derseniz, Venezuela’nın yaşadıklarının senin başına gelmesi işten bile değildir.
Sonuç olarak;
“Gayrık yeter!” demediğimiz sürece, sosyal devlet ile yaşamaya, yoksulluğa seyirci kalmaya devam ederiz.