Belediyelere operasyonlar da dahil her şeyin rutine bindiği bir gündü dün. Ta ki saat: 16.30’da kadar. Bu saatte Ankara Bölge Adliye Mahkemesi aldığı karar ile CHP’nin 38. Olağan Kurultayını mutlak butlan (tam geçersiz) ilan etti ve Türk siyasi hayatı geri dönüşü olmayan yeni bir rotaya girdi.

Bu kararla siyasi partilerinin yönetimi, herhangi bir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin insafına bırakılıyor, Yüksek Seçim Kurulu yetkisiz kılınarak seçim hukuku yerle bir edildi.

CHP yönetimi doğal olarak refleks gösterdi ve hem hukuk hem de toplumsal mücadele yollarının tamamını açık tutacağını ve bu darbeye teslim olmayacağını ilan etti.

Bu konu ile ilgili detayları haberlerden zaten izlediniz.

Kemal Kılıçdaroğlu çevresi dışında kamuoyu ve Cumhur İttifakı dışında bütün partiler, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına tepki göstererek asıl butlanın (geçersiz) mutlak butlan kararı olduğunu söylediler. Bu karara dönük tepkinin ana kaynağı da uzunca bir zamandır hakim olan yargının araçsallaştırılarak siyaset içinde kullanılması düşüncesi.

Bu noktada dikkatinizi başka bir yöne çekmek istiyorum. Zira bu yargının araçsallaştırılması iddialarının en önemli dayaklarından birisi, aşağıda anlatacağım durum.

Süreci uzun uzun özetlemeyeceğim.

Mutlak butlan davası, Bursa’dan başlayarak il il, mahkeme mahkeme gezdikten sonra Ankara 26. Asliye Ceza ve 42. Asliye Hukuk Mahkemelerinde toplandı.

26. Asliye Ceza Mahkemesi CHP 38. Büyük Kurultayı’nda para, iş vaadi, telefon, vb. vaatlerle delegelerin iradesini sakatladığı için 12 isim hakkında ceza yargılaması yapıyordu.

36. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ise aynı nedenlerle 38. Kurultay’ın hukuki durumuna karar verecekti.

Daha önce de yazdığımı hatırlıyorum.

Hukukta ‘mesele-i müstehire’ diye bir kavram vardır. Günümüz Türkçesinde ‘geciktirici neden’ biçiminde kullanılıyor.

Anlamı şu: aynı konuda hem ceza hem de hukuk mahkemesinde bir dosya varsa, hukuk mahkemesi, ceza davasının sonuçlanmasını kendisine geciktirici neden yaparak, hüküm tesis etmez.

Örneğin; bir kişinin sizi dolandırdığını düşünüyorsunuz. Gittiniz hem ceza mahkemesine bu dolandırma olayından dolayı ceza davası hem de hukuk mahkemesine aynı iddiadan dolayı tazminat davası açtınız. Hukuk mahkemesi, hüküm oluşturmak için ceza mahkemesinin kararını bekler.

Bu bir şekil şartı olmamakla birlikte bir teamüldür.

38. CHP Büyük Kurultayı ile ilgili yukarıda belirttiğim gibi hem Asliye Ceza hem de Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılan davalardan, Asliye Hukuk Mahkemesi, Ceza Mahkemesinin kararını beklemeden hüküm tesis etti ve ortaya şu sorular çıktı.

Ya 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada yargılanan 12 kişi beraat alırsa?

Bu durumda, 36. Ankara Bölge Hukuk Mahkemesi’nin dün aldığı karar akamete uğramaz mı?

Konu ile ilgili suçlanan kişilerin bu suçları işlemediği kararına varılırsa, bu suçlardan dolayı 36. Ankara Bölge Hukuk Mahkemesi’nin dün aldığı kararın sonuçları nasıl tazmin edilir?

Bugüne kadar yargının araçsallaştırılmasına ilişkin sayısız örnek yaşadık. Ancak dün alınan karar, hepsinin üstüne tüy dikti.

Çünkü suyu tersine akıtmaya çalışıyorlar.