Başlıktaki ifade, Fransız yazar Emile Zola’nın ünlü Dreyfus Davası üzerine yazdığı makalenin başlığıdır. Yazı, Türkiye’de “Suçluyorum!” başlığı ile bilinir.
Önce Dreyfus davasını kısaca özetleyeyim.
Dreyfus Olayı, 19. yüzyıl sonu Fransa’sının en büyük siyasal ve toplumsal krizlerinden biridir. Olayın merkezinde Yahudi kökenli Fransız subay Alfred Dreyfus vardı.
1894’te Dreyfus, Almanlara gizli askeri belgeler verdiği suçlamasıyla vatana ihanetten yargılandı. Kanıtlar oldukça zayıf olmasına rağmen, dönemin güçlü antisemitik atmosferi nedeniyle suçlu ilan edildi ve Şeytan Adası’na sürgüne gönderildi.
Daha sonra gerçek suçlunun başka bir subay olan Ferdinand Walsin Esterhazy olduğu ortaya çıkmaya başladı. Ancak Fransız ordusu ve devlet bürokrasisi, kendi hatasını kabul etmemek için gerçeği örtmeye çalıştı.
Bu noktada ünlü yazar Émile Zola devreye girdi. Zola, 1898’de gazetede yayımlanan ünlü “J’Accuse…!” (“Suçluyorum!”) başlıklı açık mektubunda hükümeti, orduyu ve yargıyı suçladı. Yazıda devletin gerçeği bilerek sakladığını ve antisemitizmin adaleti zehirlediğini savundu.
Ben de Emile Zola’nın bu tarihi makalesine öykünme yaparak;
Suçluyorum!
Adaleti iktidarlarını sürdürmenin aracı haline getirenleri;
Suçluyorum!
Gerek Uşak’ta Özkan Yalım, gerekse Antalya’da Gökhan Böcek olayında, devletin namusuna emanet edilmiş kişilerin özel hayatlarına ilişkin görüntüleri sızdıranları ve bunları âlayı vâla ile bir algı malzemesi olarak kullananları;
Suçluyorum!
Kendi istedikleri ifadeleri alabilmek için insanların ailelerini, çalışma arkadaşlarını tutuklayarak, bunun üzerinden kişilere şantaj yapanları;
Suçluyorum!
Kendi amaçlarına ulaşabilmek için 21. Yüzyıl işkence yöntemlerini kullananları;
Suçluyorum!
Ellerindeki basın ve yayım gücü ile gerçekleri saklayarak, gerçekötesi (post-truht) algı oluşturma kalemşorlarını;
Suçluyorum!
Gerçeği bildikleri halde kendi kişisel ikballeri için gerçekötesinin ardından koşarak, kendi içlerinden çıktıkları yapının içeriden altını kazarak muktedirlerin kayığına su taşıyanları;
Ve son olarak;
Yayınlanan özel hayat görüntülerinin alçaklığın ve ahlaksızlığın günümüzde son noktası olduğunu bildikleri halde birbirine göndererek, kahvede meyhanede sohbetini yaparken birbirine izleterek, aslında pornografiye ne kadar düşkün olduğunu gösteren ve bu yolla bu alçaklık ve ahlaksızlığa yol veren sevgili halkımızı;
SUÇLUYORUM!
“J’Accuse!”
Ali Taş
Yorumlar
Trend Haberler
SGK Antalya’da 200 bin euroluk rüşvet iddiası: AK Parti detayı dikkat çekti
SGK Antalya'da 200 bin euroluk rüşvet iddiası müdürün başını yaktı: Mehmet Tanrıöver açığa alındı
Muhitin Böcek hakkında karar açıklandı!
Muhittin Böcek gece yarısı adliyeye götürüldü! Görüşmenin perde arkası ortaya çıktı
Mevlüt Çavuşoğlu’nun kardeşi ağır yaralı
Ali Yılmaz’ın ifadesinde Rıdvan Güzel detayı: İfade sırasında ortağını aradı!