Dünkü yazıda Antalya Büyükşehir Belediyesi davasını özetini yapmıştım.
Gelin bugün de davanın geri planına bakalım. Çünkü Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklaması bu geri planın deşifre edilmesinden başka bir şey değildi.
19 Mart ile başlayan süreç, iktidarın CHP ile olan mücadelesini başka bir boyuta taşımıştı. Bu hamle iktidar karşısında en ciddi rakibi olan CHP'yi hem itibarsızlaştırmak hem de mahkemelerle boğuşan, bu nedenle de siyasal planda pasif kalan bir konuma çekmek istiyordu.
Ancak bu plan tutmadı ve CHP toplumsal mücadelenin merkezine yerleşiyor, iktidar karşıtı güçleri bünyesinde birleştiriyordu.
Bu defa iktidar, CHP'yi kapatma arayışına girdi. Fakat İBB dosyası, bu konuda istenilen araçları vermiyor, CHP Genel Merkezi ile bağlantısı kurulamıyordu.
İhtiyaç duyulan malzeme de İBB davasında itirafçı olan Yusuf Yadoğlu'nun ifadesinde bulundu. Yadoğlu, Muhittin Böcek'e, oğlu aracılığı ile para vermişti.
İstanbul'da başlayan süreç Antalya'ya sıçramıştı. Fakat Antalya dosyası İstanbul'dan ayrılmış, ayrı bir dosya haline getirilmişti. Burada da amaç, İstanbul dosyasının siyasi gücünün Antalya tarafından kullanılmasını önlemekti, ki bunda da başarılı olundu.
Bu planla, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in çok fazla dayanamayacağı, çabuk çözüleceği ve itirafçı olarak, CHP Genel Merkezi'ne para verdiği açığa çıkarılacak, bu yolla CHP 'mali suçların' odağı olarak tanımlanıp, kapatma davası açılabilecekti.
Hatta bu plan kapsamında Youtube yayınları devreye sokuldu ve kamuoyu yaratılmaya çalışıldı.
Ancak, Muhittin Böcek, beklenenin aksine, bir türlü istenilen ifadeyi vermedi. 4 Ağustos'ta bu konu ile ilgili ifade verdi ve iddiaların tamamını reddetti.
'Devletle kavga edilmez' anlayışını benimseyerek pasif bir mücadele yöntemini benimseyen, bu nedenle de Antalya'da toplumsal tepkiyi zaman zaman bastıran Böcek, söz konusu CHP Genel Merkezi'ne para verme itirafı olunca demir leblebiye dönüştü ve ana kurgusu CHP'yi kapatma olan oyunu bozarak planı çökertti.
İşte Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, üstelik duruşma görülürken, ara kararın açıklanacağı gün yaptığı açıklama, planın çökmesinin öfkesinin yansıması. "İtirafçı olacak, zamanı var" diyerek tehdit dilinden de vazgeçmiyor Gürlek.
Sadece Muhittin Böcek değil oyunu bozan.
Mehmet Okan Kaya da Muhittin Böcek ile benzer bir konumda.
Zira Kanal V televizyonunun da sahibi olan Okan Kaya üzerinden ikinci bir Aziz İhsan Aktaş yaratma çabası vardı. Çünkü Okan Kaya da aynı Aktaş gibi parti ayrımı gözetmeksizin, kamu kurumları da dahil, çok geniş bir yelpazede iş yapan bir isimdi. Bu nedenle onun da itirafçı olması, Aziz İhsan Aktaş'ın yarattığı etkinin aynısına sahip olacak ve CHP'li belediyelerin itibarsızlaştırılmasında ana aktörlerden birisi olacaktı.
Fakat, orada da beklenen olmadı. Olmadığı gibi, Kaya "Seçimlerde sponsorlar olur. Sadece Muhittin Böcek değil, Menderes Türel ve Hakan Tütüncü ile de çalıştım. Onlarda da sponsor vardı" diyerek, sürecin iç yüzünü açığa çıkardı.
Peki bundan sonra süreç değişir ve Muhittin Böcek, Akın Gürlek'in istediği gibi 'itirafçı' olur mu?
Bence olmaz. Siyaseten de olamaz!
Bunun, Muhittin Böcek'in bu güne kadar direnmesinin sağlayan kişisel duruşunun dışında iki nedeni var.
Birincisi, Akın Gürlek'in Muhittin Böcek ile ilgili açıklama içindeki tehditin ardından, Muhittin Böcek itirafçı bile olsa artık toplum tabanını ve inandırıcılığını kaybetti.
İkincisi, bu itiraf aynı zamanda, Muhittin Böcek'in 'CHP'ye kapatma davası açtıran kişi' olarak tarihe geçmesine neden olacaktır. 6 seçim kazanmış bir başkan, tarih sayfasında böyle anılmayı hem istemez, hem hak etmez.