CHP için verilen mutlak butlan kararı, hepimizin mutlak kabusuna döndü. Başka bir şey konuşamaz hale geldik. O kadar ki hazır Dünya Kupası başlamışken ve Türkiye 24 yıl sonra bu turnuvaya katılıyorken, çarşıda, pazarda, kahvede mutlak butlan dışında bir şey konuşulmaz hale geldi.
Madem öyle, gelin mutlak butlan kararının Antalya yansımalarına bakalım.
Kurumsal olarak CHP Antalya İl Örgütü bir bütün olarak Özgür Özel’in yanında saf tutmuş durumda. Örgüt olarak mutlak butlanın Antalya’da karşılığı yok desek yeridir.
Bu durum, özellikle il başkanlığı için, atanmış genel merkez tarafından görevden alınıp alınmayacağı konusunu da gündemde tutuyor.
Zaten, dün yapılan CHP Antalya Büyükşehir Belediye Meclis Grup toplantısında Başkan Nail Kamacı da bu durumun altını çizerek, “her an görevden alınabiliriz” ifadesini kullandı.
Hatta kulislerde Nail Kamacı’nın bu konuşması sonrası, “Nail Kamacı veda hutbesini okudu” esprisi kulislerde yapıldı.
Peki, bu durum yaşama geçilirse örgüt nasıl bir tavır alacak?
Burada da kafalar çok net: Özgür Özel modeli işleyecek ve görevden alınan başkanlar, sanki başkanmış gibi siyasi çalışmalarına devam edecekler.
Bu arada il başkanı olarak atanması beklenen isimlerde zikredilmeye başlandı. Hasan Şahin ve Sibel Gezen.
Her iki isim de CHP için yıllardır emek veren ve normal koşullarda da bu görevi layığı ile yerine getirebilecek isimler. Fakat CHP’nin içinden geçtiği bu yarılma sürecinde partideki emekleri ve tarihlerinin hak ettiği karşılığı bulmaları zor görünüyor.
Bir de sürpriz bir isim gündeme geldi.
Yıldıray Sapan.
Yıldıray Sapan, CHP Merkez İlçe Başkanlığından beri hiperaktif bir siyaset çizgisiz izleyen bir isim. Antalya’da Zeytinköy’den temin ettiği uyuşturucuyu TBMM kürsüsünden gündeme getirmesi hala hafızalardadır.
Ancak Sapan 2019’dan sonra, özellikle Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ile yaşadığı çatışmalar ve buna yaptığı açıklama ve hareketler sonrasında CHP’den ihraç edilmişti. Şimdi Sapan, TGRT ve ATV başta olmak üzere yandaş medyanın öne çıkardığı bir isim.
Örgütte durum bu. Peki ya belediyeler?
Olası bir bölünme durumunda CHP’de devam edeceği garanti olan iki belediye başkanı var.
Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ve Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz.
Ümit Uysal, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bayramlaşmasında Ankara Genel Merkez önünde TGRT’nin kendisine uzattığı mikrofona cevap vererek safını belli etmişti.
Mehmet Ali Yılmaz da, kendisinin doktoralı bir siyaset bilimci kimliği ile aslolanın CHP olduğunun altını çiziyor. “İsimler gelip geçer, kalıcı olan partidir” diyerek, olası bir bölünmede CHP’de kalacağını kalın harflerle çiziyor.
Diğer belediye başkanları henüz renk vermemekle birlikte, partiye ve belediyelere yakın kaynaklar çok fazla bir firenin olmayacağını söylüyor ve iki örnek veriyorlar. Geçmişte partiye katkıları ve emekleri tartışılmaz olan Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal ile Akseki Belediye Başkanı İlkay Akca’nın yeni parti düşüncesine sıcak olduklarını hatta bir an önce kurulması gerektiğini düşündüklerini ifade ediyorlar.
Burada fazla dillendirilmeyen ama önemli olduğunu düşündüğüm bir kaygıyı da dile getirmekte fayda var.
“Hazır CHP bölündü, biz ne CHP’de kalalım ne de yeni partiye gidelim, önümüze bakalım” diyebilecek olan belediye başkanlarından söz ediliyor. bu konuda isim zikredilmese de geçmişteki spekülasyonlar ve tartışmalar, adres olarak gösteriliyor.
Son olarak, Antalya’da herkes cümleye “ben mutlak butlancı değilim!” diyerek başlıyor. Belirli birkaç isim dışımda mutlak butlanı savunan isim yok. Ancak, bu “mutlak butlancı” olmadığını söyleyen isimler, cümlelerinin devamına “ama” bağlacını ekleyerek önceki cümleyi hükümsüz kılıyor ve konuyu hırsızlığa, ahlaksızlığa getirerek konuyu bir demokrasi ve özgürlükler tartışmasının dışına alarak neden Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini açıklamaya çalışıyorlar.
Bu “mutlak butlancı değilim” cümlesine hiç gerek yok. Çünkü sonrasında kurdukları “ama” bağlacı ile sonrasında kurdukları cümlelerin samimiyetini ortadan kaldırıyorlar. Dediğim gibi az sayıda isim hiç “mutlak butlancı değilim” cümlesine ihtiyaç duymadan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutuyorlar. Bu az sayıda isimle aynı düşünmek zorunda değiliz ama “mutlak butlancı değilim” diyenlerin samimiyetsizliğine karşı, doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutanların samimiyetine saygı duymak gerekiyor.