2 Şubat Pazartesi günü, Belediye İş Antalya Şubesi, sendikal çalışmaları kapsamında Kepez Belediyesi’ni suçlayan zehir zemberek bir açıklama yaptı.
Açıklamaya göre, 31 Mart öncesinde iktidara yakın Hak İş Sendikasının örgütlü olduğu AKP’li Kepez Belediyesi’nde, yerel seçimler sonrasında seçimleri CHP kazanınca Belediye İş Sendikası örgütlenme çalışmalarına başlamış, yeterli çoğunluğu sağlamıştı. Yine açıklamaya göre sürenin bitimine yakın Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz devreye girerek, belediyede yetkili sendikanın Hak İş olmasını sağlamıştı. Belediye İş Sendikası da bu duruma tepki gösteriyordu.
Önce olayla ilgili bilgi ve iddiaları aktarayım.
İddiaya göre, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Belediye İş Sendikasında iş makinası istiyor. Belediye İş buna yanaşmıyor. Yine Kepez Belediyesi, Hak İş Belediyesine olan aidat borcunun hiç olmazsa faizinin Belediye İş Sendikasından karşılanmasını istiyor. Belediye İş de bu talebe “bir düşünelim” diye yanıt veriyor. Sonrasında Belediye ile sendika arasında bir görüşme gerçekleşmiyor. Buna karşılık, Hak İş Sendikası alacağından vazgeçiyor. Bir de Belediyeye kreş yapma sözü veriyor.
Yine iddialara göre, Belediye İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul, Kepez Belediyesi’ni ziyaret etmiyor ve belediye yönetimi bu tavra sinirleniyor.
Sonuçta ipler kopuyor ve CHP’li Kepez Belediyesi’nde yetkili sendika, AKP güdümündeki Hak İş oluyor.
Olayın siyasi sonuçları ve başta Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile ilgili spekülatif taraflarını bir kenara bırakalım. Sonra bunları bol bol konuşuruz.
Geçmişte sendikaların gücü, kamuda çalışan işçiler üzerinden geliyordu. Bizim KİT’ler Kamu iktisadi teşekküllerinde çalışan işçilerden geliyordu. Bu sendikalar için ciddi bir konfor alanıydı. Bu konfor alanı sayesinde özel sektördeki sendikal örgütlenmeler sınırlı sayıda kalıyordu. İşçi sınıfı mücadelesi de ağırlıklı olarak kamu işçileri üzerinden yürütülüyordu.
AKP iktidarının dizginsiz özelleştirmesi ve “babalar gibi” satması, ilk önce bu çıplak gerçeği ortaya çıkardı ve sendikal mücadele bir anda bitme noktasına geldi. Özel sektörde örgütlenme deneyimi olmayan sendikalar, çok ciddi kan kaybederek birer ikişer ‘tabela sendikası’ konumuna düştüler.
Bu durumdan etkilenmeyen iş kolu, ister işçi ister memur, belediye çalışanları oldu. Belediyede çalışan işçi ve memurların sendikaları güçlerini korumaya devam ettiler.
Ancak, orada da AKP, her alanda olduğu gibi, kendi yandaşı sendikaları önceledi ve onları muhatap kabul etti. Böylece sendikal mücadele, bir işçi sınıfı mücadelesi olmaktan çıktı, sınıf bilincinden bir belediyede hangi parti iktidardaysa, o partinin çizgisine yakın sendika o belediyede örgütlü hale geldi.
İşin acı tarafı, gerek Türk İş’e bağlı Belediye İş gerekse DİSK’e bağlı Genel İş bu duruma direnemediler. Bırakın direnmeyi, CHP ve DEM’li belediyeler üzerinden kendi konfor alanlarına çekildiler. Bu çekilmenin sonucu da sendikaların gerçek başkanlarının belediye başkanı olduğu, kâğıt üzerindeki şube başkanlarının da belediye başkanı ne derse onu yapan ‘noter’ düzeyine indiği gerçeğini tokat gibi yüzümüze çarptı.
Belediye başkanları, belediyelerinde yetkili sendikayı belirleyen, bu yetmezmiş gibi, belirledikleri yetkili sendikanın şube başkanını da atayan bir konuma geldiler. Sendika kongreleri, kâğıt üzerinde bir formalitenin ötesinde anlam taşımaz hale geldi.
Bunu somut bir örnekle açıklayayım.
Ocak ayının başından beri şu ya da bu nedenlerle belediyelerde işçi kıyımı yaşanıyor. Her belediye çalışan işçi sayısına göre işçi çıkarıyor. Belediyelerde çalışan yüzlerce işçi bugün işsiz kaldı. Kepez Belediyesi’nde yetki alamadığı için açıklama yapan Belediye İş ya da başka belediyelerde örgütlü olan DİSK Genel İş Sendikasından bırakın bir eylemi, bir açıklama gördünüz mü?
İşçiler işten çıkarılırken sessiz kalan sendika, sendika olabilir mi?
Bu nedenle, bugün Kepez Belediyesi’nde Başkan Mesut Kocagöz’ün müdahalesi ile yetkili sendika olamayan Türk İş’e bağlı Belediye İş Sendikasının açıklaması, işçilerin kendi iradeleri ile sendikalarını belirleme hakkını savunmak değil, “CHP’li bir belediye başkanı nasıl olur da Hak İş’i muhatap kabul eder” açıklamasıdır.
Özetle; mühür kimdeyse Süleyman odur ve sistem buysa, sonuç da bu olur!
Ve işin üzücü tarafı, sendikal mücadelede mührün belediye başkanlarına verilmesinde sendikalar, birinci derecede sorumludur!
Sistem buysa, sonuç da bu olur!
Ali Taş
Yorumlar (1)
Trend Haberler
Antalya iddianamesinde Japonya detayı!
Antalya siyasetinin taşları okey masasında döşenmiş!
Büyükşehir’deki imar yolsuzluğu Kaş’a uzandı!
Büşra Özdemir'den İsa Yıldırım'a videolu yanıt!
Antalya’da rüşvet çarkı Altıntaş üzerinden dönmüş! Paraları devlete vermeyi kabul etti!
Zuhal Böcek hakkında çarpıcı iddialar! Para aklama, uyuşturucu ve daha neler neler