Kimi yerel yöneticilerin, karşı çıkılan olumsuzlukları bertaraf etmek veya birlikte çözüm geliştirmek yerine, meslek odalarını kamu çıkarlarına aykırı gördükleri planlara karşı dava açmamaya ikna etmek için çaba harcamayı tercih etmeleri bu sürecin uzamasının başlıca nedenleri arasında olduğunu görmemek mümkün değildir.

Geçmişten bugüne mahkeme kararları da ortaya koymaktadır ki tartışılan konu öz olarak aynıdır. 1- planlama ilkeleri ve üst ölçekli planlar dikkate alınmıyor 2- Kent dinamikleri, uzmanlık kuruluşları, meslek odaları ile işbirliği içine girilmiyor.

Denilebilir ki bu süreç, yerel yönetimlerin adeta plan hiyerarşisinin ve ilkelerinin etrafından dolanarak sonuç alma girişimleri ile bu gelişmelerin aksini savunmak durumunda bırakılanların mücadele alanı olarak halen devam etmektedir.

Zira, iptal edilen planlarda ortaya çıktığı gibi, daha yoğun yapılaşmanın, korunması gereken verimli toprak ve su kaynaklarının daha az önemsenmesi sonucunu beraberinde getiriyor olması, bu tartışmanın sürmesine neden olmaktadır.

İptal nedenlerini ortadan kaldırmak yerine hazırlanan her yeni plan kararlarında “Prestij Proje Alanı”, “0,41-0,80 Aralığında Emsalli Konut Yerleşme Alanı”, “0.80 emsalli Konut Yerleşme Alanı”, “Özel Planlama Alanı”, “Gelişme Konut Alanı” gibi farklı farklı nitelendirmelerle ama esas olarak yoğun yapılaşmalar esas alınmaktan vazgeçilmemiştir.

Bu doğrultuda ve yargısal engelin ortadan kaldırılması adına, 2007 yılında itibaren Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının Kamu Yararı Kararına dayanarak planlama alanı için, “Tarım Dışı Amaçla Kullanılması Uygun” görüşü alınmıştır.

2012 yılında bu kez İl Toprak Koruma Kurulu tarafından Kırcami Bölgesi’nin tarım dışı amaçla kullanımına ilişkin uygunluk görüşü,

2013 yılında ise Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca İçişleri Bakanlığına tekrar başvurularak “Kamu Yararı Kararı” ; aynı yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da planlama alanının “Tarım Dışı Amaçla Kullanılması” nı uygun bulan kararlar alınmıştır.

Böylece İdare Mahkemelerinde iptal edilen planların yerine aynı nitelikte yeni plan düzenlemelerine dayanak yapılsın diye Merkezi Yönetim/Yerel Yönetim işbirliği sağlanmıştır.

2017 yılında Muratpaşa Belediyesi talebi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi onayı ile Kuzey ve Güney Bölgesi olarak Kırcami’nin 2 Bölgesinde, yaklaşık % 40 zayiatla 18. Madde İmar Uygulaması yapılarak hak sahiplerine tapuları dağıtılmıştır.

Gerçi tapu merasimi nedeniyle Büyükşehir Belediyesi Türel Yönetiminin Muratpaşa Belediyesini devre dışı bırakma hamleleri, bu alanda yürütülen “siyasi parsa kapma” çabalarında ibretlik bir örnek olarak kayda geçtiği; Muratpaşa Belediyesinin de planlama süreci henüz tamamlanmadan bu alanda inşaat ruhsatı vererek bir yandan da yargı üzerinde emrivaki yaratma beklentisi sonuç vermediği görülmüştür.

Bu bölgenin ilk kentsel yerleşim planıyla başlayan tartışmalardan artık eser kalmamıştır.

Yoğun bitki/ağaç dokusu, narenciye bahçeleri, seralar ve az katlı konut yapılarıyla birlikte sulama amaçlı bir ark sisteminin temel alınması ve buna uygun ana yol ağı sistemi ile düşük yoğunluk ve kullanımı esas alan yapılaşma/imar düzenlemesine yönelik planlama düşüncesi bile fantastik/nostaljik bulunur hale gelmiştir.

Ancak yine de gerçek ile beklenti arasındaki açılan makas kentsel düzenlemelerde uyulması gereken esasları görmezden gelinmesini haklı kılmıyor. Israrla tekrarlanan toprak tükendi, tarım bitti. Bu alanın tarım dışı amaçlar için kullanılmasından başka seçenek yok yaklaşımını tek başına ele alarak hareket edilmesi mümkün görülmüyor.

Esas olan Bahçe Arasını, toprağını, suyunu kaybetmemektir. O nedenle bahçe arasında kaybolmadan yol alınmalıdır.

(devamı var)