Sanırım, Antalya’ya yerel seçimlerin ardından en çok ilgi gören Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanlığı seçimleridir.
ATSO seçimlerinden aylar öncesinden adaylar sahne alır ve yoğun bir kulis çalışması gündemi sarar. Bütün Antalya da bu süreci ilgi ile izler.
Yine 18 Ekim’de bir ATSO seçimleri var ve yine Antalya kamuoyu bu seçimlere kilitlenmiş durumda.
Önce bazı teknik bilgileri vereyim.
ATSO seçimleri, doğrudan başkan seçilmemesi bakımından Amerikan başkanlık seçimlerini biraz andırıyor. Şöyle ki; yaklaşık 70 bin üyesi bulunan ATSO’da 49 meslek grubu var. 18 Ekim’de bu meslek grupları kendi içlerinde meslek komitelerini seçecek. Her meslek grubunun üye sayısına bağlı olarak belirlenecek komitelerden de yine sayısal durumlarına göre ilk sıralarda yer alan isimler ATSO meclisini oluşturacaklar. Bu ATSO meclisi de kendi arasından ATSO Başkanını seçecek.
Aslında Antalya sermayesinin kendi arasında olan bu yarış, neden kent içinde bu kadar ilgi ile izleniyor.
Birinci neden; taraflar her ne kadar reddetse de ATSO, siyasetin her zaman ilgi alanında olmuş bir yapı. Çünkü Antalya sermayesini kontrol eden bir siyaset Antalya’yı da kontrol etmekte avantaj elde ediyor. ATSO kaynaklarının “ATSO siyaset dışıdır”, siyasilerin de “ATSO seçimlerine biz karışmayız” dese de durum böyle değil. Geçmişte yaşananlar ve sürece açık ya da geri planda dahil olan siyasiler hala Antalya hafızasında tazeliğini koruyor.
İkinci neden ise biraz da sosyolojik; Antalya gelenek ile modernitenin iç içe geçtiği bir kent. Her ne kadar kent çok ciddi anlamda göç alsa ve demografik yapısı değişime uğrasa da kente dışarıdan gelenlerin önemli bir kısmının hala (kendi içlerinde) geleneksel çizgide kaldığı bir gerçek.
ATSO seçimlerinde zaman zaman yalnızca adaylar değil, farklı iş yapma kültürleri ve kent tasavvurları da karşı karşıya geliyor. Genellikle ATSO’da başat adaylardan birisi moderniteyi temsil ederken diğeri daha geleneksel motifleri taşır. Bunun en somut örneğini bir önceki ATSO seçimlerinde yaşamıştık. Rahmetli Ali Bahar daha modernist/modernleşmeci bir kurumsal bir çizgideyken, Davut Çetin geleneksel motiflerle öne çıkan bir davranış modeli sergiliyordu.
Bu yönü ile ATSO seçimleri bir anlamda Antalya’da gelenek ile modernitenin karşı karşıya geldiği durumdur.
Burada gelenek ve modernite ayrımını kişisel yaşam tarzları üzerinden değil; kurumsal yönetim anlayışı, iş yapma biçimi, kent vizyonu ve temsil dili üzerinden kullanıyorum.
Gelelim günümüz tablosuna…
Mevcut dört aday var.
Pozitif ayrımcılıkla başlayalım.
Hatice Öz, ATSO seçimlerinde mevcut yönetimin içinden çıkıp mevcut işleyişe eleştiri yönelten ve “değişim” iddiasıyla yarışan bir aday profili çiziyor. Üstelik adaylığı yalnızca söylem düzeyinde değil; son haftalarda ayrıntılı proje başlıkları açıklayan aktif bir kampanyaya dönüşmüş durumda.
Berkay Bahar, ATSO’nun içinden gelen, sanayici kimliği güçlü ve Ali Bahar döneminin mirasıyla doğal bir bağı bulunan bir aday. Ancak kampanyasında bu bağı tek başına kullanmak yerine “nitelikli ortak akıl”, kent sorunları ve somut projeler üzerinden ayrı bir kurumsal profil oluşturmaya çalışıyor.
Davut Çetin, ATSO başkanlığı yapmış, dolayısıyla seçmene yalnızca vaatlerini değil, 2015–2022 arasındaki icraatını da sunabilen eski başkan.
Reşat Güney, diğer üç adaydan konumlanma bakımından daha belirgin biçimde ayrılıyor. Davut Çetin eski başkan, Hatice Öz mevcut yönetim kurulu üyesi, Berkay Bahar ise uzun süredir ATSO yapısının içinde. Güney ise kampanyasını tam tersine “mevcut ATSO düzeninin dışındaki alternatif” olarak kuruyor. Kendi ifadesiyle beyaz, diğer renklerin devamı değil, “yeni bir sayfa”.
Her dört adayın kampanyalarındaki artılarını ve eksilerini önümüzdeki günlerde ayrıntılı olarak tartışacağız elbette.
Bir aydan az bir zaman kalan ATSO seçimlerinde ATSO kulislerinde bugün için konuşulan senaryolardan biri şu şekilde:
Meslek Komite seçimi sonrasında oluşacak ATSO Meclisi dağılımında, %30 Hatice Öz, %30 Berkay Bahar, %30 Davut Çetin ve %10 da Reşat Güney yer alır. Eğer %30 sandalye elde eden iki aday, ki bunlar Hatice Öz ve Berkay Bahar, anlaşırlarsa sonuç çok kolay alınır. Davut Çetin'in bugüne kadarki kampanya dili ve genel söylemi ise en azından mevcut tablo itibarıyla Öz-Bahar ekseninde olası bir iş birliğinin dışında duracağı izlenimini veriyor.
Yok, eğer bu iki aday anlaşamazsa da o zaman %10 sandalye ile Reşat Güney'in grubu başkanlık seçiminin sonucunu belirleyebilecek bir konuma gelebilir.
Ama şunu unutmayalım. Asıl mesele 18 Ekim'de kimin hangi renk listeyle kaç komite kazandığından ziyade, Antalya sermayesinin önümüzdeki dönemde hangi yönetim anlayışına ağırlık vereceği. Böyle okunduğunda ATSO sandığı, kentin ekonomik elitleri arasındaki güç ilişkilerinin de fotoğrafını verecek.
Çünkü ATSO, Antalya'da asla sadece ATSO değildir.